Küresel ısı artışındaki yavaşlama ’10 yıl daha devam edecek’

Küresel ısı artışında görülen yavaşlamanın gelecek on yıl daha devam edebileceği belirtildi.

Bilim insanları, atmosferdeki karbondioksit seviyesinin artmasına rağmen, 1999’da başlayan bu ‘duraklamanın’ sebebi açıklamakta zorlanıyor.

Son teoriye göre bu yavaşlamanın ardında, Atlas Okyanusu’nda 30 yıllık dönemde doğal yollarla meydana gelen gelişmeler var.

Araştırmacılar, bu yavaş ilerleyen akımın, ısıyı bir on yıl daha suların derinliklerine yönlendirmeye devam edebileceğini söylüyor.

Fakat uzmanlar, bu 30 yıllık devrin daha sıcak bir evreye hızla geçmesi durumunda da küresel ısı derecelerinin yükselebileceği uyarısında bulunuyor.

Hükümetler arası İklim Değişikliği Paneli’ne (IPCC) göre küresel ısı, 1998-2012 yılları arasında her on yılda 0,05 C derece yükseldi.

Karbondioksit emisyonu rekor seviyelerde yüksekken, ısı artışındaki duraklamanın nedeni olarak çeşitli teoriler öne sürüldü.

Bunlardan biri de, Güneş ısısını uzaya yansıtan havadaki is gibi kirlilik nedeniyle oluşan ısı artışı. Bir diğer etken de 2000’den bu yana artan volkanik faaliyetler.

Isı artışındaki duraklamayı anlamak için okyanuslar da incelendi.

Geçen yıl yapılan bir araştırma Büyük Okyanus’taki soğuk su akımının da ısı artışını yavaşlattığını gösterdi.

Okyanus hareketleri

Science adlı dergide yayımlanan son araştırma, odak noktasının Büyük Okyanus’tan Atlas Okyanusu’na ve güneye yönelmesine neden oldu.

Washington Üniversitesi’nden Prof. Ka-Kit Tung, 30 yıllık akımın ısıtarak ve soğutarak, büyük bir ısıyı suların derinliklerine gömdüğüne dair kanıt var diyor.

Araştırmacılar, Argo olarak bilinen bir cihaz ağı aracılığıyla okyanusun 2 bin metre derinliklerindeki gözlemlerine dayanarak bu sonuca vardı.

Uzmanlar, ısı artışındaki yavaşlamanın 1945 ve 1975 yılları arasında da gerçekleştiğini ve bunun da yeni bir buz çağı oluşacağı endişesini doğurduğunu söylüyor.

1976’dan itibaren ise bu devir tersine döndü ve ısının yüzeyde kalmasıyla beraber dünya ısısının artışına neden oldu.

Fakat 2000’den itibaren ısı düşmeye başladı ve dünyanın ortalama ısısı 1998’deki rekor seviyenin altında kaldı.

Denizdeki tuz oranı da bu araştırmada dikkate alınan etkenlerden biriydi. Tropik sulardan Atlas Okyanusu’na gelen sular buharlaşma nedeniyle daha tuzlu. Dolayısıyla daha hızlı batıyor ve ısıyı da suyun altına beraberinde götürüyor.

Fakat tuzlu suyun Kuzey Kutbu’nda suları eritmesi de sudaki tuz seviyesini düşürüyor, akıntıyı yavaşlatıyor ve ısıyı yüzeyde tutuyor.

Prof. Tung, “2006’dan önce tuzluluk oranı artıyordu. Bu da akıntının hızlandığına işaret ediyordu” diyor.

“Uzun vadedeki ortalamanın altında kaldığında da, bir sonraki evre, hızlı ısınma oluyor.”Kaynak:http://www.bbc.co.uk/turkce/haberler/2014/08/140822_kuresel_isinma.shtml

Buzullar eriyince nereler sular altında kalacak?

Buzullar eriyince nereler sular altında kalacak?

Bilim insanları, eriyen buzulların çok sayıda ülke için büyük felaketleri getireceğini iddia ediyor. Bu değişim Türkiye’yi de vuracak

Hızla ısınan atmosfer, ozon tabakasındaki delikler, buzulların erimesi, insanlık tarihi için yeni bir başlangıç mı olacak? Bilim adamları bu soruların cevaplarını ararken insan kaynaklı küresel ısınmanın devam etmesi durumunda kutuplardaki buzulların erimesi yüzünden 2100 yılına kadar deniz seviyesinde 80cm yükselme olacağı konusunda uyarıda bulundu. Buzulların erimesi durumunda özellikle Marmara Denizi yükselecek ve İstanbul’un güney kıyıları sulara gömülecek.

Dünyadaki denizler 1880 yılından bu yana 20 cm yükselmiş durumda. Bilim adamları insanların sebep olduğunu iddia ettiği küresel ısınma nedeniyle kutuplardaki buzulların erimesi sonucu denizlerde 80cm yükselme olacağı ve karaların bildiğimiz şekillerinin bozulacağı konusunda uyarıda bulundu. Bunun üzerine Slovakyalı amatör grafik tasarımcısı Martin Vargic sular 80 cm yükseldiğinde dünyanın ne durumda olacağına dair bir harita hazırladı.

Senaryonun gerçekleşmesi durumunda en ağır hasarı Londra, Amsterdam ve Berlin alıyor, zira bu şehirler tamamen su seviyesinin altında kalarak yok olacak. Avustralya’nın büyük bölümü suların altında kalacak ve devasa bataklıklar ortaya çıkacak. Güney Amerika’da ise Amazon ormanlarının neredeyse tamamı suların altında kalarak Amazon Denizi’ne dönüşecek.

Türkiye’de buzulların erimesi durumunda toprakları suların altında kalacak ülkelerden. Buzulların erimesi durumunda özellikle Marmara Denizi yükselecek ve İstanbul’un güney kıyıları sulara gömülecek. Bunun dışında Karadeniz’in Orta Karadeniz Bölümünde ve Ege Kıyılarında da kayıplar oluşacak.

Grafik tasarımcısı Vargic yaptığı açıklamada, “Yapılan çalışmalar kutuplardaki buzulların erimesi sonucunda deniz seviyesini 80-100 metre yükseltebilecek miktarda olduğunu gösteriyor. Böyle bir durumun gerçekleşmesi bütün uygarlık ve dünya biyosferi için büyük bir felaket anlamına geliyor” dedi.

Dünya nüfusunun yüzde 75’inden fazlası deniz seviyesinin 100 metre altında yaşıyor. Bilim adamları küresel ısınma devam ederse hava durumunda ciddi değişikler olacağı, kasırga, tayfun ve devasa su baskınları gibi felaketlerin daha büyük ölçeklerde ve sıklaşacağı konusunda uyarıda bulunuyor.

Vargic ayrıca “Bu durumun biz hayatta iken olması pek mümkün değil çünkü iklim değişimleri kısa sürede olabilecek bir şey değil. Ama CO2 (karbondioksit) salınımını global olarak minimuma indirmediğimiz takdirde 2100 yılında dünya ısısı 4°C’den fazla artacak ve buda buzulların erimesine sebep olacak. Bu durum dünyanın bildiğimiz şekliyle kalmayacağı anlamına geliyor” şeklinde konuştu.

ABD Çevre Koruma Ajansı’nın hazırladığı rapora göre geçtiğimiz yüzyılda deniz seviyesi 18cm kadar arttı. Bunun sebebinin ise dünya ısısının 0,5°C ısınmasından ötürü olduğunu açıkladı.(İHA)