NASA, Halloween kabağına benzeyen Güneş’in fotoğrafını yayınladı

NASA, Halloween kabağına benzeyen Güneş’in fotoğrafını yayınladı

Photo © : RIA Novosti ”

Amerikan Uzay ve Havacılık Dairesi NASA, internet sitesinde, Cadılar Bayramı olarak bilinen Halloween’in simgesi kabak gibi görünen Güneş’in fotoğrafını yayınladı.

Sosyal paylaşım sitesi Twitter kullanıcıları, benzerliği doğrulayarak aktif bir şekilde fotoğrafı retweet etmeye başladı.

RIA Novosti

NASA uzmanları, böyle bir görüntü elde etmek için Güneş’in farklı dalga boylarında yapılan birkaç fotoğrafını birleştirdi.

Reklamlar

Mars’a ulaşımı sağlayacak uzay asansörü

Mars’a ulaşımı sağlayacak uzay asansörü

Photo © :  aspekty.net

Rus bilimciler uzay asarsörü geliştirmek girişiminde bulundu. Uzay asansörü geliştirilince tüm dünya uzmanlarını ilgilendiren çok önemli bir sorunun çözüm yolunun açılacağı umulmaktadır.

İnsanın Marstan Yere dönmesi,söz konusu sorundur.

Kimileri, insanlı uzay aracının Mars’a ilk uçuşunun daha 2018-de yapılacağını söyliyor. Ama Mars’a gitmek kafi değil, Mars’tan Yere dönmek te gerek. Füze ile bunun gerçekleştirilmesi çok masraflı ve zor olur. Çünkü birkaç saniye içinde yanacak yüzlence ton yakıtın Mars’a ulaştırılması gerekecek.Uzay asansörü geliştirme projesi Mars ile uydusu Fobos arasında halatın çekilmesini öngörüyor. Böylece iki gezegeni bir birine bağlayan bir çeşit teleferik meydana getirilecek. Uzay asansörü geliştirmek fikri yeni hiç te değil . Uzay araştırmalarında öncü olan Rus bilimci Konstantin Tsiolkovskiy daha 19. Yüzyılın sonlarında uzay asansörü yapmak fikri öne sürdü.Sonradan Rus bilimciler Aleksandr Bagrov ve Vladislav Leonov araştırmalar yapmakla bu fikri geliştirdi.

Bunlar ilk önce insan ve yükleri Ay’a ulaştıracak uzay asansörü meyadara getirmek projesi geliştirdi. Bu projeye göre,geçegenimizle Ay arasında halatın çekilmesi gerekir. 400 bin kilometrelik nanoborulardan oluşan halatın bir ucu Ay’da tesbit edilecek.Diğeri Dünya yüzeyinin 50 kilometresinde bulunacak. Böylece asansöz kabini stratosferde kalarak rüzgardan etkilenmeyecek. Yükler asansöre uçaklarla ulaştırılacak. Manyetik levitasyon asansör kabininin hareket etmesini sağlayacak.

Kütlesi Ay’ın kütlesinden milyonlarca misli az olan Fobos’un bir yanı daima Mars’a dönüktür. Bunun için uzay asansörü halatının bir ucu, Fobos’un Mars’a dönük kesiminde tesbit edilebilir,diğeri Mars’ın yüzeyine indirilebilir. Ama Fobos saniyede 2 kilometre hızıyla Mars’ın çevresinde döndüğü için asansörün halatı böyle hızla Mars’ın . çevresinde hareket edecek. Bunun için uzay aracının Mars’tan Fobos’a ulaştırılması için asansörü yakalayıp tutmak gerekecek.

Bilimciler bu amaçla uçak gemilerindekine benzer bir sistem yapmak önerisinde bulunuyor. Mars düzeyinde halat ilmiği, asansörün alt kesiminde de kanca olacak. Fobos hareket ederken kanca halat ilmiğinin içine girmekle bunu ve uzay aracını kapmakla tutacak. Uzay aracı manyetik levitasyonun etkisiyle hızını alacak ve gereken noktada asansörden ayrılıp Yere hareket edecek.

Ancak günümüzde kimse Mars’a gitmiyor. Bagrov ve Leonov ‘un kanısına göre uzay asansörü Gezegenimizi radyoaktif çöpten arındırmak için kullanılabilecek. Radyoaktif çöp uzay asansörüyle Güneşe ulaştırılarak gerek Güneşe gerekse Gezegenimize zarar vermeden yanacak.

Bilim adamları uzayda Güneş’in kızkardeşini buldular

Bilim adamları uzayda Güneş’in kızkardeşini buldular

Rusya, ABD ve Avustralya’dan bilim adamları grubu tarafından tahminen güneş ile aynı gaz-toz bulutundan oluşan yıldız bulundu.

Astronomların kanısınca Güneş’in “kızkardeşinin” çevresinde dünya ve güneş sistemine dahil diğer gezegenlere benzer gezegenlerin bulunduğu tanmin edilebilir. Yeni bulunan yıldız ve çevresi konulu incelemeler Güneş sistemine benzer sistemlerin oluşum mekanizması hakkında daha net bilgiler elde etmek olanağını verecek.

Rusyalı ve Batılı uzmanların katımlımı ile sürdürülen incelemeler iki global soruya cevap bulunmasına yardım edebilir. Uzayın neresinde dünyadışı yaşamın varolduğuna ilişkin kanıtlar bulunabilir? Güneş sistemi nasıl oluşmuştur? Şimdilik yalnız “Evrenin neresinde Güneşin akrabaları var?” sorusuna cevap bulundu. Bir grup bilim adamları Güneş’in kızkardeşini buldulan. Anlaşılan bu yıldız Güneş ile aynı gaz-toz bulutlarından oluşmuş. HD 162826 yıldızı Güneş’ten 110 ışık yılı ötesinde Herkül takımyıldızında bulunuyor. Bu yıldız Güneş’ten %15 oranında daha büyüktür. Bilim adamları tarafından ABD’de “The Astrophysical Journal” dergisinde yayınlanacak konu ile ilgili yazı hazırlandı.

Söz konusu yıldız çıplak gözle görülmez. Dürbün vasıtası ile iyi görülen yıldız, Vega yıldızı yakınında bulunuyor. Bilim adamları, HD 162826 yıldızı yakınında dünya gibi gezegenlere benzer küçük uyduların bulunduğuna ihtimal veriyorlar. Fakat aralarında Jüpiter gibi dev gezegenler bulunmıyor, her halde.

“Güneş’in kızkardeşi”ni bulmak için astronomlar 30 yıldızın ışınımının tayflarını ve yörünge hareketinin özelliklerini incelediler.

Bilim adamlarının kanısınca bu incelemeler Güneş sisteminin ve buna benzer diğer sistemlerin nasıl oluştuğunu anlamada yardımcı olacak. Bundan başka uzayın dünyadışı yaşamın var olduğuna ihtimal verilebildiği yerlerini saptamak daha kolay olacak. Planlandığına göre gelecekte Güneş’in “kız kardeşlerinin” yörünge parametreleri incelenecek ve bu yıldızların zaman geçtikçe evrimleşmesi süreci modellenecek. Bu sayede Samanyolunda bu yıldızların oluştuğu yeri saptamak mümkün olacak.
Kaynak: http://turkish.ruvr.ru/news/2014_05_17/Bilim-adamlari-uzayda-Gunesin/

Güneş Patlaması-Güney ışıkları

Resim açıklaması: bir rekor ayarı güneş patlaması Dünya’ya doğru yüklü parçacıkların bir duş gönderilen sekiz gün sonra bu Aurora Australis (Güney Işıklar), bir animasyon. Dünya’dan, bu parlayan halka gece gökyüzünde parıldayan bir ışık perdesi olarak görünür. NASA GÖRÜNTÜ uydu nezaket tarafından çekilen fotoğraflar NASA Uzay Yeri .

 

Güneş’in manyetik alanı değişiyor

                                 Bilim insanları, Güneş’in manyetik alanın 4 ay içerisinde tersine döneceğini bildirdi. Tüm güneş sistemini etkileyecek bu değişimin, hava durumunu iyileştirecek yönde olacağı savunuldu.                                                             Stanford Üniversitesi fizikçilerinin ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA) destekli gözlem evlerinden elde ettikleri verilere göre, güneşin manyetik alan 4 ay içerisinde tersine dönecek.

Bunun tüm Güneş sistemini etkileyeceğini belirten fizikçiler, bunun sonucunda da hava durumunun iyileşeceğini savundu.
Doğa Bilimleri Derneği Genel Sekreteri Müge Kanay, yaşanacak değişiklikle birlikte yeni bir Güneş döngüsünün başladığını söyledi.Kanay, bu döngünün de bir felaketler zincirinin değil, aksine yeni bir dönemin işareti olarak yorumlandığını kaydetti.
Manyetik alanda yaşanacak bu değişikliğin, dünyadaki yaşama katkısının olduğunu savunan Kanay, şu bilgileri verdi:
“Örneğin, kutupların değişmesi ile birlikte, bize zarar verebilecek galaktik kozmik ışınlar ve yüksek enerji parçacıkları ile aramızda daha kuvvetli bir bariyer olacak. Böylece galaktik kozmik ışın seviyesinde yaşanacak bu düşüş sayesinde, hava durumu iyileşecek. Daha önceki manyetik alan değişikliği 2001 yılında yaşanmıştı ve bu süreçteki döngü içerisinde, kozmik ışın iyonlaşmasındaki artış nedeniyle dünyamız çok şiddetli şimşeklere ve şehirleri yıkıp yok eden fırtınalara tanıklık etti.”
YIKICI AFETLER OLACAK MI?Kanay, fizikçilerin manyetik alan değişikliği konusunu yakından takip ettiklerini belirterek, şöyle devam etti:
“Dünyanın belki de en çok ayaklanma, gerginlik, yıkım ve doğal afete tanıklık ettiği bir önceki dönemde, güneşin kutuplarındaki manyetik alan kuvveti daha azdı. Araştırmacılar, bu kez, kutuplarda bulunan manyetik alan kuvvetinin daha yüksek olmasını bekliyor.
Fizikçilere göre, Güneş’in kutuplarındaki manyetik alan kuvvetinin daha yüksek olması, yeni başlayacak döngünün de yüksek olacağı anlamına geliyor. Bu da yeni başlayacak dönemde gerçekleşecek doğa olaylarının bir önceki dönemde olduğu gibi yıkıcı afetlere dönüşmeyebileceği yönünde ümit veriyor.”
‘ALTIN ÇAĞ BAŞLIYOR’Kanay, tüm tespitlerin dünyada yeni bir döneme geçileceğine işaret ettiğini savunarak, şunları söyledi:
“Görünen o ki bilim adamları, din adamları, alimler ve antik medeniyetin astrofizikçileri, 2014’de dünyanın çok önemli olaylara sahne olacağında hem fikir. NASA gözlemleriyse antik çağlardan beri tekrarlanan bu tarihleri adeta doğrular nitelikte. Hepsinin ise verdiği tek bir mesaj var; dünyada artık yeni bir çağ başlıyor ve anlaşılan o ki başlayan çağ bu kez bakır ya da tunç değil altın bir çağ olacak.”
2013’ün en şiddetli Güneş patlaması Nisan ayında yaşanmıştı:
Güneş, 2013’e girdiğimiz yılbaşı gecesi de şiddetli patlamalara tanık oldu:
Güneş’te 7-8 Şubat 2012’de kopan fırtınalar: NTV Haber

NASA’dan Kafa Karıştıran Görüntüler!

 

Haber: NASA'dan Kafa Karıştıran Görüntüler!GÜNEŞE YAKLAŞAN BIR NESNENIN GÖRÜNTÜSÜ, “ACABA UZAYLILAR MI” SORUSUNU TARTIŞMAYA AÇTI.AMERIKAN ULUSAL HAVACILIK VE UZAY DAIRESI’NE (NASA) AIT SOLAR DYNAMICS OBSERVATORY (SDO) UYDUSUNUN, GÜNEŞ FIRTINALARINI GÖSTEREN GÖRÜNTÜLERINDEKI BIR AYRINTI, KAFALARI KARIŞTIRDI.NASA'dan Kafa Karıştıran Görüntüler!

Geçtiğimiz günlerde güneşin yüksek çözünürlüklü fotoğraflarını çeken uzay aracının görüntülerini yayınlayan NASA, görüntülerdeki fırtınaları net bir şekilde gözler önüne sermişti.NASA'dan Kafa Karıştıran Görüntüler!    Büyük ilgi gören bu görüntülerdeki girdap şeklindeki fırtınalar dikkatlere sunulurken son günlerde internete düşen bir görüntü analizi ise izleyenlerde büyük bir heyecana yol açtı.NASA'dan Kafa Karıştıran Görüntüler!
Görüntülerde sanki bir nesne (uzay gemisine benzetiliyor) güneşe yaklaşıp kenetleniyor ve ikmal yapıyor. NASA'dan Kafa Karıştıran Görüntüler!                  Bir gün süren bu kenetlenmenin ardından da kenetlenme sona eriyor ve nesne, geldiği gibi ayrılıyor.NASA'dan Kafa Karıştıran Görüntüler!
Russia 1 televizyon kanalında da yayınlanan görüntüler, başta Youtube olmak üzere, birçok sosyal paylaşım ağında izlenme rekorları kırıyor. Birçok kişi, güneşin, bilinen en büyük enerji kaynağı olduğunu ve ileri teknolojiye sahip olan dünya dışı varlıkların bunu kullanmasının gayet doğal olduğunu söylerken kimileri de bu görüntüleri bir göz yanılması olarak nitelendiriyor. Ancak görüntüler, izleyen herkesi merakta bırakmaya devam ediyor.

GÜNEŞ’İN ATMOSFERİNİN EN NET GÖRÜNTÜLERİ ÇEKİLDİ

 

Güneş'in atmosferinin en net görüntüleri çekildi

Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA)’ya ait teleskop, Güneş’in milyonlarca derece sıcaklıktaki plazma atmosferi (korona)’nın en berrak ve keskin görüntülerini elde etti.
Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA)’ya ait teleskop, Güneş’in milyonlarca derece sıcaklıktaki plazma atmosferi (korona)’nın en berrak ve keskin görüntülerini elde etti.

Bilim insanları, görüntülerde belirlenebilen yeni detaylar sayesinde koronanın hareketlerini ve Dünya’ya olan etkilerini daha iyi araştırabilecek.

ABD’nin New Mexico eyaletindeki White Sands hava üssünden 11 Temmuz’da uzaya fırlatılan ‘Yüksek Çözünürlü Koronal Görüntüleyici’ (Hi-C) teleskopunun ilk verileri yayınlandı. 17 metre uzunluğundaki ve 210 kilogram ağırlığındaki teleskop, 620 saniyelik kısa yolcuğunda 165 fotoğraf çekti. Güneş üzerinde geniş ve aktif bir bölgeye odaklanan Hi-C teleskopu, yıldızın atmosferinin dinamik yapısını açığa çıkaran detaylı sonuçlara ulaştı. Teleskop fotoğrafları aşırı ultraviyole dalga boyunda çekti.

Washington’daki NASA merkezinde çalışan Heliophysics bölümü direktörü Barbara Giles, “Güneş’in devrim niteliğindeki bu görüntüleri, NASA’nın sondaj roket programının, yeni uzay teknolojilerinin ve bilimsel gelişmelerin anahtar açılarını gösteriyor” dedi. NASA’dan bir diğer bilim insanı Jonathan Cirtain, oldukça büyük ve aktif bir Güneş lekesine açıklıkla odaklanabildiklerini ve kendi görüntüleme hedeflerine ulaştıklarını ifade etti.

Hi-C’nin yanı sıra 2010 Şubat’ında fırlatılan SDO uzay aracı da, Güneş’in günümüzdeki en gelişmiş yüksek çözünürlü televizyonlardan 10 kat daha net görüntülerini elde edebiliyor. CİHAN

Bilim Adamları Güneş Sistemimizin Özel Olduğunu Anlamalı!

 

 

Amerikalı astronomlar, yıldızlarının döndüğü istikametin tersinde dönen ”yanlış yolda” gezegenler keşfettiler. Northwestern Üniversitesi’nden teorik astrofizik uzmanı Frederic A. Rasio:

”Bu gerçekten çok tuhaf, gezegenin yıldızına çok yakın olması daha da tuhaf” diyerek, bu keşiflerinin gezegen ve yıldız oluşumu konusundaki basit teoriyi ihlal ettiğini belirtti.

Amerikan Ulusal Bilim Vakfı’nda yapılan açıklamada, sözkonusu gezegenlerin ”sıcak Jüpiter” adı verilen ve merkezlerindeki yıldızlarının çok yakınında yörüngede dönen tipik gezegenlerden oldukları belirtilerek, bu yakınlığın yörüngelerinin ters olmasıyla bağlantılı olabileceği kaydedildi. Rasio ve meslektaşları, geniş ölçekli bilgisayar simülasyonları kullanarak, çok uzak bir yıldızın gezegeninin çekim gücüne bağlı düzensizliğinin, ”sıcak Jüpiter”in hem dönüş istikametinin değişmesine, hem de çok yakın yörüngede bulunmasına nasıl yol açtığını ortaya çıkardılar.

Gezegenlerin birbirlerinin çekimlerini etkilediklerini belirten bilim adamları, gezegenlerin oluştukları yörünge ne olursa olsun, daima bu yörüngede kalmalarının gerekli olmadığını, bu karşılıklı düzensizliğin ve etkileşmenin bu tip güneş sistemlerinde yörünge değişikliğine yol açabildiğinin altını çizdiler. Amerikalı bilimadamları:

”Güneş sistemimizin evrende tipik olduğunu düşünüyorduk, ancak Güneş sistemimizin dışındaki sistemlerde ilk günden itibaren herşey farklı görünüyordu. Bu bizi gerçekten acayip birisi yapıyor. Diğer sistemleri tanıdıkça, bizim Güneş sistemimizin ne kadar özel olduğunu anlıyoruz. Kesinlikle özel bir yerde yaşıyoruz gibi görünüyor” dediler.

AA, (radikal), 12/05/2011

 

 
ys@yaklasansaat.com

GÜNEŞ ve GÜNÜN GÖK GÖRÜNTÜLERİ

 

 

Dünyaya en yakın yıldızdır ve 8 ışık dakikası (149.6 milyon km) uzaklıktadır. Bu aynı zamanda güneşe baktığımızda onun 8 dakika önceki halini görüyoruz demektir.700.000 km yarıçapı ve 15 milyon K çekirdek sıcaklığı göz önüne alındığında H-R diyagramına göre G2 türünden cüce yıldızlar sınıfına girer. Güneş sisteminin Samanyolu’nda Oort Bulutu’ndan oluştuğu sanılmaktadır. ( C ile K dönüşümü +/- 273 ile yapılır)

Güneş manyetik bir alana sahip olan, dönen ve çekirdeğinde enerji üreten bir gökcismidir. Güneş, güneş sistemindeki maddenin % 99.85’ni içerir. Gezegenler % 0.135, uydular,asteroidler, kuyruklu yıldızlar, meteoritler ve gezegenler arası ortam ise % 0.015’ni oluşturur. Güneşin enerjisi, 15 milyon K (Kelvin) sıcaklıktaki ve yeryüzü atmosfer basıncından milyarlarca kez fazla olan çekirdeğindeki, hidrojenin helyuma dönüşmesinden kaynaklanır. Çekirdek tepkimeleri sonucu serbest kalan enerji, yüzeye gelir ve buradan uzaya yayılır. Bu enerjinin sadece 2.2 milyarda biri yeryüzü tarafından soğurulur ve yaşam için gerekli koşulların oluşmasını sağlar. Güneşten, X-ışınlarından radyo dalgalarına kadar her dalga boyunda enerji yayılır. Güneşte ışınım kuvveti ile çekim kuvveti denge halinde bulunur.

700.000 km çapa göre çekirdekte oluşan ışığın hızı da göz önüne alındığında yüzeye yaklaşık 2 sn de gelmesi gerekirken, aşırı hidrojen yoğunluğuna bağlı olarak bu süre 10 milyon yıldır. Aslında biz 8 dakikadan da öte güneşin 10 milyon yıl önce oluşturduğu ışığı görüyoruz.

Güneş ;

Yeryüzü çapının yaklaşık 110 katı,
Yer yüzey alanının 12.000 katı,
Yer kütlesinin 333.000 katı,
Yer hacminin ise 1.306.000 katıdır.

Güneş kendi ekseni etrafında diferansiyel dönme hareketi yapar yani kutuplar ve ekvator farklı hızlarda döner.

Ekvatoral bölgenin dönme hızı kutupların dönme hızından fazladır. Yaklaşık 400 km kalınlığında olan ve Işıkküre (fotosfer) denilen güneşin gözle görülen parlak yüzeyi teleskopla incelendiğinde granüler (bulgurcuk) yapıya sahip olduğu görülür. Her biri sıcak bir gaz kütlesinin tepesi olan bu granüllerin sayısı yaklaşık 4 milyon kadardır ve tüm güneşin yüzeyini kapsar. Ortalama ömürleri 7-10 dk arasında olan bu granüllerin boyutu 300–1450 km arasındadır ve bu gazlar saatte 0.5 km hızla yükselirler, enerjilerini kaybedince soğuyarak yüzeye doğru düşerler ve granüller arası karanlık çizgileri oluştururlar.

Güneşin kenarı, merkezinden daha karanlık görünür. Bunun nedeni, güneşin merkezine bakıldığında ışıkkürenin derin ve sıcak katmanlarını, kenar kısmına bakıldığında ise daha yüksek ve daha az sıcak katmanlarını görüyor olmamızdır. Işıkkürenin üzerinde, yaklaşık 5.000 km kalınlığında ve renkküre (kromosfer) adını alan bir iç atmosfer vardır. Yapılan araştırmalar renkkürenin kenarlardaki katmanlarının bir çayır yangını görünümünde olduğunu, birbiri üzerine binişen pek çok fışkırtı bulunduğunu belirledi ve bunlara iğnecik (spikül) adı verildi. Bu iğnecikler bulundukları yüzeyden 8.000 km kadar yüksekliğe çıkabilmektedir.

Renkkürenin de üzerinde son derece yüksek sıcaklıklı Güneş tacı (korona) bulunur. Güneş tacı, birkaç güneş yarıçapı uzaklıkta, yaklaşık 2 milyon K’lik bir kinetik sıcaklığa sahiptir. Güneş tacının bu kadar sıcak oluşu, ışıkkürede ve renkkürede bulunan bulgurcuk (granül) ve iğneciklerdeki (spikül) kütle hareketleri olduğu sanılmaktadır. Güneş tacının bu yüksek sıcaklık nedeniyle, dışarıya doğru yayılan ve dünyanın ötesine kadar uzanan elektrik yüklü bir tanecik akımı (nötrino) oluşturur. Bu akım, Güneş rüzgarı olarak adlandırılır.

Güneş lekeleri ışıkküredeki önemli, değişken, kalıcı olmayan, güneş yüzeyine oranla fazla yer kaplamayan ve çok şiddetli manyetik alana sahiptir oluşumlardır. Bu alan 500 gauss’dan başlayıp 4.000 gauss’a kadar çıkabilir, bir karşılaştırma yapmak gerekirse dünyanın manyetik alan şiddeti 1 gauss’dan küçüktür ayrıca güneşin manyetik alan şiddetinin de birkaç gauss olduğu düşünülmektedir Güneşin merkezinde açığa çıkan enerji radyatif iken yüzeye doğru gittikçe maddesel taşınma (konveksiyon) meydana gelir. İşte bu maddesel taşıma ile güneşin diferansiyel dönmesi etkileştiğinde kara leke meydana gelmektedir. Ortaya çıkan leke grubu hızla büyüyerek birbirinden ayrılır ve güneşin dönme yönünde en öndeki leke genellikle en büyük lekedir ve baş leke adını alır. Lekeler max. büyüklüklerine ulaştıktan sonra genellikle birkaç hafta içinde kaybolurlar, yalnız kalan baş leke de giderek küçülerek o da birkaç hafta içinde kaybolur. Ortalama büyüklükteki bir lekenin gölge çapı 30.000 – 50.000 km arasındadır, nadiren de 140.000 km’ ye kadar çıkabilir. Güneş yüzeyinde gözlenen leke sayısı sürekli olarak değişir. Leke etkinliğinin max olduğu iki çevrim arasındaki süre 11 yıldır, buna ilaveten 80 yıllık bir çevrim daha olduğu bilinir.

Genelde renkküre beneklerinde zaman zaman ortaya çıkan ani parlamalar püskürme denir. Küçük püskürmeler birkaç dakika, büyükleri ise birkaç saat sürer. Fışkırmalar, görünüşü çok güzel olan güneş olaylarından biridir. Bunlar güneş yüzeyinde 200.000 km uzunlukta, 40.000 km yükseklikte ve 6.000 km kalınlıkta olabilen şerit biçimli gaz akımlarıdır.

15 milyon K iç sıcaklığa sahip olan güneş, yaydığı enerji (3.86 x 1033 erg/sn) göz önüne alındığında saniyede 4.7 milyon ton kütle kaybetmektedir. Başka bir deyişle güneş yılda kütlesinin 100 milyarda birini kaybetmektedir. Güneşin kütlesinde ve yaydığı enerjide sezilebilir bir değişme ancak 6 milyar yılda ortaya çıkabilir. Dünyanın 4.5 milyar yaşında olduğu düşünülürse, bu da demektir ki güneş, yeryüzü var olduğundan beri hiç değişmemiştir. %60’ı hidrojenden oluşan güneşin bu kadar güçlü enerji açığa çıkarması ancak çekirdek tepkimeleri sonucunda oluşabilir. Bu tepkimeler içerisinde en önemlisi proton-proton tepkimesi olarak adlandırılan çekirdek kaynaşması (füzyon) zinciridir. Açığa çıkan enerjinin küçük bir bölümü de tepkimelerde oluşan nötrinolar tarafından taşınmaktadır.

Güneşin bundan sonraki evriminin öteki yıldızların evrimine benzeyeceği söylenebilir. Bütün hidrojen tükendiğinde helyum ile daha ağır atomlar arasında oluşacak tepkimeler başlayacak, böylece güneş, boyutları büyüyüp parlaklığı artarak, bir kırmızı dev yıldıza dönüşecektir. Sonunda bütün nükleer enerji kaynakları tükenince, dış katmanlarını boşluğa fırlatacak ve gezegenimsi bulutsu oluşturacaktır. (Gezegenimsi bulutsular ise daha sonra yeni yıldızların oluşması için ortam hazırlayacaklardır) Gezegenimsi bulutsu oluşturduktan sonra beyaz cüceye dönecek olan güneş, şu anki çapının 1/100’üne kadar küçülecek. Güneşin toplam ömrünün 10 milyar yıl olduğu tahmin edilmektedir.

Günün Gökbilim Görüntüleri(bulutsu.com)




Çeviri ve Düzenleme

Hazırlayanlar: Robert Nemiroff (MTU) ve Jerry Bonnell (USRA)
NASA Site Açıklamaları, Uyarılar ve Feragatname
NASA Yetkilisi: Jay Norris. Özel haklar uygulanır.
NASA / Goddard Uzay Uçuşları Merkezi (GSFC)
Evrenin Keşfi Bölümü (EUD) ve
Michigan Teknoloji Üniversitesi‘nin
http://tunabas.terapad.com )
TUNALIM…