Dragon uzay aracı Alev topu halinde Dünya’ya girecek

Uluslararası Uzay İstasyonu’na (ISS) gönderilen ilk özel uzay kargo aracı olan Dragon, üç gün önce başarıyla kenetlendiği istasyondan ayrılarak Pasifik Okyanusu’na inişe geçti.

Dragon uzay aracı Uluslararası Uzay İstasyonu’ndan (ISS) ayrılarak Dünya’ya inişe geçti. Uzay-havacılık tarihinde bir ilke imza atan ve NASA’nın özel şirketlerle yaptığı işbirliğinin ilk denemesi olan Dragon, ISS’den tamamlanan deneyleri ve diğer yükleri aldıktan sonra, Baja California Yarımadası yakınlarına düşmek için bu sabah istasyondan ayrıldı. Kapsülün düşeceği nokta, Los Angeles’ın güneyinden yaklaşık 490 deniz mili mesafede bulunuyor.

Dragon’u ISS’ye kenetleyen Kanada yapımı robotik kol, TSİ 10.07′de uzay aracından ayrıldı. ISS’deki bilgisayar istasyonundan robotik kolu kontrol eden uçuş mühendisi Joseph Acaba, uzay boşluğunda serbest kalan Dragon’u robotik kolla iterek, dönüş yolculuğuna başlayacağı noktaya çekti.

Dragon, TSİ 11.49′da, Hint Okyanusu’nun 400 kilometre yukarısında Dünya’ya doğru yolcuğuna başlayacağı konuma yerleşti. Dragon’un üç roketini ateşleyerek başladığı geri dönüş yolcuğu, kapsülü üreten SpaceX şirketinin California, Hawthorne’daki kontrol istasyonu ile NASA’nın Houston’daki Johson Uzay Merkezi tarafından kontrol ediliyor.

ALEVLER İÇİNDE DÜNYA’YA GİRECEK

Roketlerinin ateşlenmesinden yaklaşık 11 dakika sonra, ISS güvenlik alanından çıktı ve Dragon’un Dünya’ya dönüş yolculuğunun geri kalan kısmı tamamen SpaceX’in kontrolüne geçti.

Dragon’un TSİ 16.41′de Dünya atmosferine gireceği belirtildi. 13 bin metrede paraşütlerini açacak olan uzay aracının, 17.44′de Pasifik’in sularına düşmesi bekleniyor. Dragon atmosfere girdiğinde, maruz kalacağı ısı 1650 Santigrat dereceye kadar yükselecek. Dünya’ya yaklaşık 640 kg kargo getirecek olan Fradon, 22 Mayıs günü Falcon 9 roketiyle Cape Canaveral Hava Kuvvetleri İstasyonu’ndan uzaya ateşlenmiş, üç gün önce ISS’ye ulaşmıştı.

NASA’nın gelecekte uzaya kargo ve astronot taşınmasında kullanmak istediği Dragon uzay aracının ilk başarılı testi 2010′da yapılmıştı. Dragon’un suya başarılı iniş yapması halinde, taşıdığı kargonun 48 saat içinde NASA’ya ulaştırılması hedefleniyor.

NTV

Mars’a yolculuk 500 bin dolar

Mars'a yolculuk 500 bin dolarPayPal’ın kurucusu ve elektrikli otomobil üreticisi Tesla Motors ile uzay-havacılık şirketi SpaceX’in CEO’su Elon Musk, Mars yolculuklarının 10 yıl içinde başlayacağını müjdeledi.

Uzay araçlarını atmosfer dışına taşıyan roketlerin tasarımını yapan SpaceX, 10 yıl içinde Mars’a yolculuk hayalini gerçekleştirmeyi amaçlıyor. Mars’a yapılacak seyahatin fiyatı ise 500 bin dolar olacak.

SpaceX, 2010 yılında atmosfer dışına çıktıktan sonra Dünya’ya geri dönebilen bir uzay aracı üreten ilk özel şirket olma başarısını gösterdi. ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA) ile ortaklık kuran SpaceX, Uluslararası Uzay İstasyonu’na (ISS) donanım taşınması konusunda ortaklık kurdu.

Musk, “Mars’a 500 bin dolar kaşılığında gidiş dönüşü alabileceğiniz günler hayal değil” dedi. Henüz 40 yaşındaki başarılı iş adamı ve girişimci, “Dünya ile Mars arasında tamamen kendini yenileyebilen bir ulaşım sistemi kurmayı istiyorum. Uzay araçlarının sürekli kullanılabileceği ve yakıt taşımanın sorun olmaktan çıkacağı bir sistem kurulabilir” dedi.

“TEKNOLOJİNİN İLERLEMESİ LAZIM”

Musk, Mars’a yapılacak yolculuk için gereken teknolojinin henüz patentinin alınmadığını belirtti. SpaceX’in çok titiz bir plan çizeceğini belirten Musk, “Planın genel hatlarını bu yılın sonlarına doğru açıklamayı planlıyoruz. Başarılı olacağımıza inanıyorum” dedi.

SpaceX, yakın zamanda ISS’ye seferler düzenleyecek Dragon uzay aracının test uçuşunu gerçekleştirecek. 7 Şubat’ta ISS’ye doğru ateşlenecek olan Dragon insansız uzay aracı, görevinin başarısız olması ihtimali dahilinde, kaybedilmesi mühim olmayan, az miktarda donanım taşıyacak.

Dragon, başarılıyla ateşlenmesi halinde ISS’ye iki kilometreye kadar yaklaşacak. Ardından, uzay istasyonundan uzatılacak robotik bir kolla çekilecek ve donanımı boşaltılacak. Görev tamamlandığında, Dragon serbest bırakılacak ve uzay aracı iticileriyle Pasifik’in sularına doğru harekete başlayacak. SpaceX, projelerinin başarıyla sürdürülmesi halinde ilk insanlı uzay görevini 2014’te gerekleştirmeyi planlıyor.  Kaynak:MSN+NTV Haber

SPACEX DRAGON SPACECRAFT GOING SOLAR

SpaceX Press Release:

For its first mission to the International Space Station, SpaceX’s Dragon spacecraft will use deployable solar arrays as its primary power source for running sensors, driving heating and cooling systems, and communicating with SpaceX’s Mission Control Center and the Space Station. Dragon’s solar arrays generate up to 5,000 watts of power — enough to power over 80 standard light bulbs. The solar arrays, shielded by protective covers during launch, deploy just minutes after Dragon separates from the Falcon 9 second stage, as it heads towards its rendezvous with the Space Station.

While many commercial satellites and NASA missions such as the Hubble Space telescope use solar arrays, Dragon will be the first commercial American transport vehicle to do so.

(Dragon spacecraft with solar panels fully deployed on orbit.)

Past American spacecraft like Mercury, Gemini, Apollo and Shuttle used fuel cells or battery packs. Fuel cells are limited by the amount of chemical reactants (typically oxygen and hydrogen) that the vehicle can carry. Batteries alone are limiting due to their mass and the amount of power they can carry.

Solar energy provides a key benefit — long-term power. Combining Dragon’s solar arrays with a compact and efficient battery pack provides a reliable and renewable source of power. When in the sun, Dragon’s solar arrays recharge the battery pack, and the charged batteries provide power while Dragon passes through the Earth’s shadow. With solar panels, Dragon will have the power it needs for longer trips, whether to the Space Station or future missions to Mars.

(Dragon’s solar array panels
being installed on Dragon’s trunk at the SpaceX hangar in Cape Canaveral, FL.)Dragon’s deployable solar arrays were developed from scratch by a small team of SpaceX engineers. To ensure they will survive the harsh environment of space, our engineers put the solar arrays through hundreds of hours of rigorous testing including thermal, vacuum, vibration, structural and electrical testing.

(SpaceX engineers conducting an early solar panel test. Hundreds of flood lamps simulate the unfiltered light of the sun.
Photo: Roger Gilbertson/
SpaceX)SpaceX
conducts most of these tests in-house. This video shows a solar array full
deployment test using testing equipment developed by SpaceX as part of a NASA
Commercial Orbital Transportation Services (COTS) milestone:After
testing was complete, the solar arrays headed to SpaceX’s Cape Canaveral launch
site for final integration. The solar arrays and fairing covers that protect
the folded arrays during launch have since been installed on the Dragon
spacecraft in preparation for their first flight to the International Space
Station.

Dragon with the protective fairings installed over the folded solar arrays, at the SpaceX
Cape Canaveral launch site.

Stay tuned for additional updates as we continue preparations for our first flight to the Space Station!

Posted in Commercial Space, NASA, Private Sector Space, SpaceX-http://astrocast.tv/blog

SPACEX Test Fires Powerful New Engine

Press Release

Video Shows SuperDraco Engine in Action

Hawthorne, CA – Space Exploration Technologies (SpaceX) has successfully test fired SuperDraco, a powerful new engine that will play a critical role in the company’s efforts to change the future of human spaceflight.“SuperDraco engines represent the best of cutting edge technology,” said Elon Musk, SpaceX CEO and Chief Technology Officer. “These engines will power a revolutionary launch escape system that will make Dragon the safest spacecraft in history and enable it to land propulsively on Earth or another planet with pinpoint accuracy.”

The SuperDraco is an advanced version of the Draco engines currently used by SpaceX’s Dragon spacecraft to maneuver on orbit and during reentry. As part of SpaceX’s state-of-the-art launch escape system, eight SuperDraco engines built into the side walls of the Dragon spacecraft will produce up to 120,000 pounds of axial thrust to carry astronauts to safety should an emergency occur during launch.

NASA’s Commercial Crew Program awarded SpaceX $75 million in April of last year to begin work developing the escape system in order to prepare the Dragon spacecraft to carry astronauts. Less than nine months later, SpaceX engineers have designed, built and tested the engine.

In a series of recent tests conducted at the company’s Rocket Development Facility in McGregor, Texas, the SuperDraco sustained full duration, full thrust firing as well as a series of deep throttling demonstrations. SpaceX’s
launch escape system has many advantages over past systems. It is inherently safer because it is not jettisoned like all other escape systems. This distinction provides astronauts with the unprecedented ability to escape from danger at any point during the launch, not just in the first few minutes. The eight SuperDracos provide redundancy, so that even if one engine fails an escape can still be carried out successfully.

SuperDracos can also be restarted multiple times if necessary and the engines will have the ability to deep throttle, providing astronauts with precise control and enormous power. In addition, as a part of a recoverable Dragon spacecraft, the engines can be used repeatedly, helping to advance SpaceX’s long-term goal of making spacecraft more like airplanes, which can be flown again and again with minimal maintenance between flights.http://astrocast.tv/blog

KÜRESEL ISINMA-Climate Change

Prof.Dr.L.Cruz

RATIONALE: 

In recent years, there has been a growing concern about the increasing degradation and depletion of earth’s resources. The desire to improve the quality of people’s lives has led to the over-exploitation of resources, mainly due to unsustainable production and distribution methods as well as untenable consumption patterns. These production systems utilize large amounts of energy thus resulting to pollution problems due to excessive emission of hydrocarbons into the atmosphere. This increasingly threatens land and water resources. Buzullar büyük bir hizla eriyor

Global warming threatens to destabilize every bioregion on Earth in the new millennium. Several scientists predict climate changes of unprecedented magnitude with significant impact on food, health and environment.  These changes could lead to worldwide loss of agricultural products, rising of oceans, floods, super hurricanes and the whole destruction of the entire ecosystems. The atmospheric ozone depletion could cause additional cancers and deaths from exposure to deadly ultraviolet radiation. Ultraviolet rays also greatly decrease the growing capacity of plants and seriously weaken the immune systems of humans and animals, raising famine and pestilence.

The global environmental crisis affects every one of us. Nobody can escape the global consequences of these new environment realities. Their impacts will continue to be felt by every human being and by every species with which we share this planet. Our damaged environment now concerns us all. We as caretakers should address these global environmental threats and challenges through collective action. Dünyamizi hizla kirletiyoruz

Everybody now is aware that climate change is real and is affecting all of us. Scientists and climatologists say that the world is getting warmer and the major cause of this is human activity. This calls for an urgent action; but the situation is not entirely hopeless, at least, not yet. The youth has the highest stake since it concerns our future as well as the present.  There is an urgent need to come together and work as agents of change at least to alleviate the causes if not eradicate all. Youth of today accounts for 40% of the global population. For several years, it has been observed that our changing consumption patterns with a lifestyle focused on high resource use, inefficient and ineffective processes, high waste generation and improper disposal has led to increase in emission levels and thus contributed to climate change. Thus, it’s high time that the youth, play a major role of not only following sustainable lifestyle but also in motivating others to do so. To handle climate change we need to act responsibly. We have to bring in small changes in our daily life that include simple actions such as walking or bicycling for short distances, wearing clothes appropriate to the seasons, watching for pollution and regularly maintaining our vehicles. Thus, it is essential that we consider the environmental impact of our everyday actions and choices.

OBJECTIVE:

Social Networking for Climate Change and Global Warming aims to generate environmental awareness using social networking as a catalyst for the youth, communities and leaders to focus on environmental issues particularly the global issues of climate change and global warming.  Throughsocial networking, the group is expecting that each and every one of the members regardless of age, regions and ethnicities would   simply be doing their parts/advocacies in their own respective countries in saving the Planet for the future generations.

The group calls for the collective actions of young generations in the site to figure out solutions for the existing climate change issues in their respective countries. Interested members for positions of moderators are most welcomed. Moderators will serve as team leaders and have to initiate environmental activities or advocacies in their respective countries. Such activities   with corresponding narrative reports and pictures will then be posted in the group’s home for updates and documentations. 

GROUP:http://www.perfspot.com/groups/102909

Biruni, İslam bilgini

 

Biruni, İslam bilginiBiruni


Ebu Reyhan Muhammed bin Ahmed el-Birûnî

Türk Kökenli İslam Bilgini

(973- 1051)

Gökbilim, matematik, doğa bilimleri, coğrafyave tarihalanındaki çalışmalarıyla tanınır.

Müslüman bilim adamlarını yazmak istiyorum sizlere. Üstelik Türk… Bilim adamları denilince nedense hep aklımıza yabancılar geldiğinden arada Müslüman bilim adamları neler yapmışlar diye inceliğimizde ne kadar şaşırıp kalıyoruz.

Bir bilim adamını daha Biruni’yi anlatacağım bu defaki yazımda, yabancılar onu

Alberuniveya Aliboron olarak tanıyorlarmış.

O çok büyük bir âlim.

Düşünün Yer Çekimini hepimiz Newton tarafından keşfedildiğini biliriz. Oysa Biruni, bu konuyu ilk dile getiren, bu konuda incelemeler yapan bir bilim adamı…

Şimdilerde konu olan karaların kuzeye kaymasını 9,5 asır önce o söylemiş.

Ümit Burnundan ilk söz eden de o…

Kristof Kolomb’dan beş asır önce Amerika Kıtasından, Japonya’dan söz etmiş…

Kuzey Asya ve kuzey Avrupa’dan detaylı bilgiler vermiş.

Büyük bir ilim adamı olan Biruni Astronomi çalışmalarında 995 yılında Güneşin ve gezegenlerin eğimini saptamış. O öylesine büyük bir bilim adamımıymış ki, düşünün yaşadığı asra ‘Biruni Asrı’ denmiş. Yaşadığı dönemden asırlar sonra bile onun eserlerinden yararlanılmış. Üstelik sadece İslam âleminde değil tüm dünyada etki yaratmış.

Onunla ilgili şu yazıyı aktarıyorum.

Biruni, cebir, geometri ve coğrafya konularında o konuyla ilgili bir ayet zikretmiş, ayette bahsi geçen konunun yorumlarını yapmış, ilimle dini birleştirmiş, ilim öğrenmekteki amacının Allah’ı tanımak ve hakikati bulmak olduğunu dile getirmiştir. (alıntı)

Eserleri halen Batı bilim dünyasında kaynak eser olarak kullanılmaktaymış.

Nazan Şara Şatana  (http://blog.milliyet.com.tr/nazansarasatana )

Güneş sisteminde bir ilk

 

Yaşamın oluşmasını sağlayan elementleri içeren bir madde, galaksinin bilinmeyen bir köşesinden Güneş Sistemi’ne sürüklendi.  Bilim dünyasında eşi benzeri olmayan gelişme, galaksinin sırlarının anlaşılmasında gök bilimcilere yeni ipuçları verecek.                       Dünya’nın 332 bin kilometre üzerinde bulunan ve Güneş Sistemi’nin en uç noktalarını inceleyen IBEX (Yıldızlararası Sınır Kâşifi) uydusu, dış galaksilerden Güneş Sistemine giren ve yaşamın oluşması için temel elementleri taşıyan bir madde tespit etti.

Maddenin, yıldızlar, gezegenler ve Dünya’daki yaşamın oluşmasını sağlayan oksijen, helyum, hidrojen ve neon elementlerini içerdiği ve evrenin herhangi bir köşesinden gelmiş olabileceği belirtildi.

Maddenin içeriğini oluşturan elementlerin, süpernova patlamasıyla yok olan yıldızların galaksinin dört bir yanına saçılmış parçacıkları olduğu ifade edildi. Süpernova patlamasıyla ortaya çıkan madde, yıldızlararası rüzgârlar sayesinde Güneş Sistemi’ne kadar sürüklendi.

ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi’nin (NASA) Güneybatı Araştırma Enstitüsünden David McComas, “Güneş Sistemi’ne yabancı olan yıldızlararası bu maddenin iyi analiz edilebilmesi, galaksinin geri kalanı hakkında yeni bilgiler edinebilmemiz adına büyük önem taşıyor” dedi.

OKSİJEN NEREYE GİTTİ?
Samanyolu Galaksisi’nin bilinmeyen bir köşesinden gelen madde üzerindeki ilk analiz IBEX uydusu tarafından gerçekleştirildi. Maddenin içeriğindeki elementlerin birbirlerine oranlarını tespit eden uydu, maddenin içinde her 20 neon atomuna karşılık 74 oksijen atomu bulunduğunu tespit etti.  Normalde, Güneş Sistemi’nde her 20 neon atomuna karşılık 111 oksijen atomu bulunuyor.

Gök bilimciler, bu tespitle, Güneş Sistemi’ne kıyasla yıldızlararası boşlukta daha az oksijen bulunduğunu tespit etti. Analizler, gezegenlerin ve gezegenler üzerindeki hayatın oluşmasında çok önemli bir role sahip olan oksijen ve hidrojenin Güneş Sistemi’nde yeterince bulunduğu bir kez daha ortaya koyarken, yıldızlararası boşlukta neden oksijenin neden az bulunduğu sorusunu da doğurdu.

GÜNEŞ YER DEĞİŞTİRDİ
Bazı gök bilimciler, Güneş’in uzayda çok az oksijen bulunan bir noktada oluştuğunu, geride kalan milyonlarca yıl içinde bugünkü konumuna geldiğini öne sürüyor. Diğerleri ise yıldızlararası boşluktaki oksijenin buzul kütlelerin veya toz bulutlarının içinde hapsolmuş olabileceğini savunuyor.

NASA’nın Goddard Uzay Uçuşu Merkezi’nden Eric Christian, “Güneş Sistemi’nin dışındaki basıncın ve buradan gelen materyallerin incelenmesiyle, içinde bulunduğumuz sistemin büyüklüğünü ve şeklini daha iyi anlayabiliriz” dedi.  (ntvmsnbc Haber)

Gökten esrarengiz top yağdı

İngiltere’de bir vatandaşın bahçesine ‘yağan’ parlak mavi toplar, ülkede büyük bir tartışma yarattı

İngiltere’de, Steve Hornsby isimli bir vatandaşın bahçesine “yağan” parlak mavi toplar, ülkede büyük bir tartışma yarattı. Bugüne kadar görülen hiçbir yağış türüne benzemeyen bu topların ne olduğu hala çözülebilmiş değil.

Geçtiğimiz hafta yaşanan dolu fırtınası sırasında, Bournemouth şehrinde yaşayan, 61 yaşındaki Hornsby’nin bahçesine yağan parlak mavi toplar görenleri şaşkına çevirdi.

Guardian’a konuşan Hornsby, “Garaja girip şömineyi beslemek için odun alacaktım. Tam dışarı çıkarken hava önce karardı, sonra da tuhaf, sarı bir renge büründü. Sonra da 20 saniye boyunca güçlü bir dolu fırtınası yaşandı” dedi.

Hemen duvarın dibine sığınarak fırtınanın geçmesini bekleyen Hornsby, çevresine baktığında bahçesinin daha önce hiç görmediği bir şeyle kaplı olduğunu gördü.

Dolu tanelerinin normalde kaya tuzuna benzediğini belirten Hornsby, “Ama bunlar kırık camlara benziyordu. Ama üzerine bastığımda kayboldular. Garip bir durum olduğunu düşündüm. Bu şeyler kesinlikle fırtınadan önce bahçemde değillerdi” dedi.

ELLE TUTULAMIYORLAR
Hornsby, mavi topların jel kıvamında olduğunu ve elle tutulmalarının mümkün olmadığını da ifade etti.

“Gidip bir kaşık getirdim ve topları kavanoza doldurdum. Dışları kabuk gibi içleri ise yumuşak” diyen Bournemouth sakini, yüzlerce metrekarelik alanda sadece kendi bahçesine böyle bir yağış düştüğünü öne sürdü.

Hornsby şöyle konuştu: “Bu benim hayatımda gördüğüm en acayip şey. Toplamda 20 tane kürecik düşmüş. Kokmuyorlar, su üstünde yüzmüyorlar. Ben yıllar boyunca uçak mühendisliği yaptım ama hiç böyle bir şey görmedim.”

Bunun atmosferdeki bir kirliliğin fırtına bulutu içinde sıkışıp katılaşarak dolu taneleriyle birlikte dünyaya düşmesi sonucu ortaya çıkmış bir durum da olabileceğini ifade eden Hornsby, maddeleri laboratuara gönderip kimyasal analizini yaptırmayı planladığını belirtti.

Bournemouth Üniversitesi’nden araştırma asistanı Josie Pegg ise bu parçacıkların “denizde yaşayan omurgasız bir hayvanın yumurtası” olabileceğini iddia etti.
Sabah Haber

KRATERLER

En son karşılaştığımız göktaşlarından biri “asteroid 2008 TC3″, bu göktaşı Dünya yüzeyine çarpacağı tam bir doğrulukla tahmin edilen ilk göktaşı olma özelliğini taşıyor. Dünya yüzeyinde bilinen, göktaşları tarafından oluşturulmuş yaklaşık 170 krater vardır, fakat şundan eminiz ki Dünyamız tarihi boyunca bildiğimizden daha fazla ve şiddetli çarpışmalara maruz kalmıştır. Güneş Sistemi’ndeki diğer tüm kayaç gezegenler ve aylar, göktaşı çarpmaları sonucu oluşmuş kraterler ile kaplıdır. Bir teleskop veya dürbünle kendi Ay’ımızın yüzeyine bakarsak veya MESSENGER Uzay Aracı’nın yolladığı Merkür fotoğraflarını incelersek Güneş Sistemi’ndeki en yaygın yeryüzü şeklinin kraterler olduğunu göreceğiz. Dünyamız’da ise yeryüzünün dörtte üçü sularla kaplı, bu yüzden okyanuslarda oluşabilecek herhangi bir krateri bulmak çok zordur. Bundan başka 2008 TC3 göktaşının maruz kaldığı durum gibi, ki atmosferin üst noktalarında yanıp parçalanmıştır, atmosferimiz küçük göktaşlarının yeryüzüne ulaşmalarını ve çarparak krater oluşturmalarını engellemektedir. Mevsimsel değişimler, erozyon, Dünya kabuğundaki tektonik dönüşümler ise yeryüzünün oluşumu boyunca maruz kaldığı göktaşı bombardımanın izlerini silmişlerdir. Yeryüzündeki kraterlerin neredeyse tamamı ise uzay çağına girilmesi ve uydu fotoğrafçılığının başlaması ile keşfedilmiştir. En son keşfedilen krater ise bir yer bilimci tarafından Google Earth kullanılarak bulunmuştur. Aşağıda Dünya’nın en etkileyici 10 krateri listelenmiştir. Devam eden fotoğraflarda ise yeryüzünde bulunan diğer krater ve Güneş Sistemi’nde kraterler ile dolu yüzeye sahip bazı gezegenler ve uydu fotoğrafları listelenmiştir.

 

 Bir kraterin oluşumu; çarpan göktaşının parçalarının bir miktarı krater içinde kalır ve büyük bir miktarı metrelerce veya göktaşı büyük ise kilometrelerce uzağa yayılır.

1-) Vredefort Krateri

 

 Vredefort Krateri. Telif Hakkı: NASA

Bilinen en geniş ve en yaşlı krater olan Vredefort Krateri Güney Afrika’dadır. Çapı yaklaşık 250 km’dir ve yaşının 2 milyar yıl olduğu tahmin edilmektedir. Kraterler ters kubbeye sahiptirler ve bu uydu fotoğrafında da Vredefort Krateri’nin dairesel kubbesi tam olmasa da belli olmaktadır.

2-) Manicouagan Krateri

 

 
Manicouagan Krateri. Telif Hakkı: NASA

 

Bu krater Kanada, Quebec’tedir. Yaklaşık olarak 70 km çapındadır ve 212 milyon yıl yaşında olduğu tahmin edilmektedir. Günümüzde buzla kaplı bir göldür. Uzay aracında bulunan astronotlar tarafından çekilen bu fotoğrafta kayalıkların dış halkası görülmektedir. Daha da yakından inceleyecek olursak açık bir şekilde kayalıkların eridiği ve şiddetli çarpışma ile şekillendiği ortaya çıkar. Kraterin gerçek çapının 100 km olduğu, aşınma sonucu bugünkü ölçülerine ulaştığı düşünülüyor.

3-) Chicxulub Krateri

 

 Chicxulub Krateri. Telif Hakkı: NASA

Muhtemelen dinozorların yok olmasına sebep olan göktaşının oluşturduğu krater. Meksika’da Yucatan Peninsula’da su altında bulunmaktadır. Çapının 170 km olduğu ve 65 milyon yıl önce oluştuğu tahmin edilmektedir. Çarpmanın etkisi ile ortaya çıkan enerji 100 tera tonluk TNT bombasının oluşturacağı enerjiye eşittir. Muhtemelen çarpışmanın ardından yok edici tsunami dalgaları, bir dizi depremler ve Dünya çapında volkanik patlamalar ortaya çıktı. Birçok bilimadamının ortak görüşü bu çarpışmanın dinozorları yok ettiği yönünde; çünkü çarpışmanın ardından sera etkisi ile küresel ısınma hızla artarak uzun süreli mevsim değişimlerine sebebiyet verdi.

4-) Aorounga Krateri

 

 Aorounga Krateri. Telif Hakkı: NASA

Aorounga üçlü krateri Afrika, Çad’da Sahra Çölü’nün bir köşesinde yaklaşık 200-300 milyon yıl önce oluşmuştur. Resimde uzaydan alınmış radar görüntüsü görülmektedir. Aynı merkezli bu kraterlerin en büyüğünün çapı yaklaşık 17 km’dir; fakat bu ilginç kraterin birkaç çarpışma sonucu oluşmuş olabileceği tahmin edilmektedir. İkinci krater neredeyse ana krater büyüklüğünde. Böyle büyük bir kraterin oluşmasına yaklaşık 1-2 km çapında bir göktaşının sebep olabileceği tahmin edilmektedir.

 

5-) Clearwater Kraterleri

 

 Clearwater Kraterleri. Telif Hakkı: NASA

İkiz ve göl kraterleri olan Clearwater Kraterleri muhtemelen 290 milyon yıl önce Kanada, Quebec’te aynı anda oluşmuştur. Oluşuma sebep olan göktaşlarının, parçalanmış bir göktaşının iki ayrı parçası olduğu düşünülmektedir. Büyük olan Batı Gölü 32 km çapında ve küçük olan Doğu Gölü 22 km çapındadır.

6-) Barringer Krateri

 

 

 

 Barringer Krateri. Telif Hakkı: NASA

Büyük bir krater olmamasına rağmen bu krateri bu kadar çekici yapan başlıca sebep nasıl bu kadar iyi korunduğudur. Barringer Krateri, ABD’de Arizona’da bulunmaktadır. Genişliği 1.2 km ve derinliği 175 m dir. Barringer Krateri’nin oluşum nedeninin, yaklaşık 50 bin yıl önce yapısında bolca demir bulunduran 50 m çapında ve bir kaç yüzbin ton ağırlığındaki bir göktaşı olduğu düşünülüyor. Göktaşının büyük bir kısmı ya buharlaştı ya da eriyerek dağıldı. Çarpmanın etkisi ile göktaşı pek çok küçük parçaya ayrılarak kraterin çevresinde 7 km’lik bir alana saçıldı. Günümüze değin 639 kg örnek toplanabilmiştir.

7-) Wolfe Creek Krateri

 

 

 

 Wolfe Creek Krateri. Telif Hakkı: NASA

Bir diğer iyi korunmuş krater de Wolfe Creek Krateri, Kuzey Avustralya Çölü’nün düzlüklerinde bulunmaktadır. Kraterin 300 bin yıllık olduğu düşünülüyor. Çapı 880 m ve derinliği ise 60 m’dir. Krater kısmen kum fırtınalarının etkisi ile kuma gömülmüş durumda. Yörede yaşayanların bu çevreyi çok tanımalarına ve kraterin alışılmadık bir yeryüzü şekli olmasına rağmen, krater 1947 yılına kadar keşfedilememiştir.

 

8-) Deep Bay Krateri

 

 Deep Bay Krateri. Telif Hakkı: NASA

Deep Bay Krateri, Kanada’da Saskatchewan’da bulunmaktadır. Krater dikkat çekici bir şekilde daireseldir ve 13 km’ lik bir çapa sahiptir, derinliği de oldukça fazla olup 220 m’dir. Kraterin yaşının 99 milyon yıl olduğu tahmin ediliyor. Aynı zamanda şekilsiz ve sığ bir gölün de parçasıdır.

 

 Deep Bay Krateri. Telif Hakkı: Ersi

 

 

9-) Kara-Kul Krateri

 

 Kara-Kul Krateri. Telif Hakkı: NASA

Kara-Kul Krateri yeryüzünün en yüksek rakımına sahip krateridir. Tacikistan’da Afganistan sınırına yakın bir bölgede bulunan kraterin 10 milyon yıl önce oluştuğu tahmin ediliyor. Krater genel olarak 45 km çapında olup içerisinde 25 km genişliğinde bir göl yer almaktadır. Pamir Dağları’ndaki krater, deniz seviyesinden 6000 m yüksekliğiyle en yüksek krater olma ünvanını taşıyor. Bu krater de, son yıllarda alınan uydu fotoğrafları sayesinde bulunmuştur.

 

10-) Bosumtwi Krateri

 

 

 Bosumtwi Krateri. Telif Hakkı: NASA

Bosumtwi Krateri, Afrika’da Gana’da bulunmaktadır. Sağlam bir kayaç yapıya sahiptir. Çapı 10.3 km ve yaşının 1.3 milyon yıl olduğu tahmin edilmektedir. Tamamen su ile dolu olup Bosumtwi Gölü adını almıştır. Yine göl yatağı kristalinden meydana gelmiştir.

Yeryüzündeki Diğer Kraterler ve Diğer Gökcisimlerindeki Kraterler

 

1-) Gosses Bluff Krateri, Avustralya

 
Gosses Bluff Krateri.

2-) Kaali Krateri, Estonya

 

 

 
Kaali Krateri. Telif Hakkı: Otto de Voogd

3-) Pretoria Saltpan Krateri, Güney Afrika

 

 

 
Pretoria Saltpan Krateri.

 

4-) Tunguska Krateri, Tunguska

 

 

 
Tunguska Krateri. Telif Hakkı: University of Bologna

 

 

5-) Victoria Krateri, Mars

 
Victoria Krateri. Telif Hakkı: JPL / NASA

 

6-) Moltke Krateri, Ay

 

Moltke Krateri. Telif Hakkı: NASA / Apollo 10

 

 

 

Çeşitli gezegenlerden ve uydulardan alınan fotoğrafların karşılaştırmalı hali.

Kaynaklar:

1-) http://www.environmentalgraffiti.com/featured/10-greatest-major-impact-craters-on-earth/1403

2-) http://www.universetoday.com/2008/11/10/earths-10-most-impressive-impact-craters/

3-) http://maps.pomocnik.com/meteor-crater-the-barringer-crater-arizona-usa/

4-) http://www.solarviews.com/eng/tercrate.htm

5-) http://www.unb.ca/passc/ImpactDatabase/

 

Kaynak:gokyuzu.org(Gökhan Karagöz tarafından yazıldı.  )

Amatör Astronomi

Uluslararası Uzay İstasyonu   Amatör astronom, astronomi ile hobi amacıyla ilgilenen insanlara verilen addır. Bilindiği gibi amatör astronomi gözleme dayalı bir bilimdir. Profesyonel astronomiyle ise üniversitelerin öğretim görevlileri çok gelişmiş teleskoplarla uzayı araştırarak ve değişik konularda teoriler üreterek ilgilenir. Amatör astronomi, profesyonelce yapılan astronomiye yol gösterici bir özelliğe sahiptir. Hatta Amerika Birleşik Devletleri’nden bulunan AAVSO’ya (American Association of Variable Star Observers – Amerikan Değişken Yıldız Gözlemcileri Birliği) üye olan kişilerin yaptıkları gözlemleri NASA, araştırmalarında kullanmaktadır.

Amatör astronomide bilinmesi gereken detayları belirtmek gerekirse,

  • Koordinatlar:Bazı programlar kullanılırken gözlem yapılacağı yerin koordinatları istenir. Bu koordinatlar, bulunulan yerin enlem ve boylamıdır. Bunu öğrenmek için haritaya veya Google Earth gibi bir programa bakılabilir.
  • Hava kirliliği: Hava kirliliği, gözlemi oldukça fazla etkileyen bir faktördür. Bu yüzden şehir dışında gözlem yapılması tavsiye edilir.
  • Işık kirliliği:Gözlemleri belki de en fazla sabote eden faktördür. Işık kirliliği olmayan bir yerleşim birimi ise ne yazık ki yoktur. Yapılacak en iyi çözüm şehir dışında gözlem yapılmasıdır. Fakat buna rağmen tutulmaları, yakınlaşmaları izlemek mümkün.
    • Gök atlası: Gökyüzündeki yıldızları yaklaşık olarak gösteren gök haritalarıdır
  • Kaynaklar:Kitapçılarda her düzey için kitaplar satılmaktadır. Gözlem yapılırken kaynakların da okunması bilgilerin kalıcılığı açısından önemlidir. Ayrıca internetten de birçok bilgiye ulaşmak mümkündür.
  • Dürbün ve teleskop: Başlangıç seviyesindeki gözlemler için çok şart değil fakat ileri düzeydeki gözlemler için elde bulundurulması gerekiyor. Eğer uygun bir teleskop ya da dürbün aranıyorsa forum sayfamıza bakılabilir ve üye olunarak bilgi sahibi olunabilir.

Amatör astronomiyi daha iyi anlamak için ilgi düzeyi bakımından amatör astronomi 3 düzeye ayrılabilir. Her düzeyde amatör astronomlar gökyüzündeki değişik olayları gözlemleyebilir, inceleyebilir. Ayrıca her düzeyle ilgili çeşitli kaynaklardan da yararlanılabilir. Fakat tüm gözlemler için ışık ve hava kirliliği çok önemli bir etkendir. Gözlemler mümkünse şehir dışında yapılmalı.

1. Düzey: Bu amatör astronomiye olan giriş düzeyi olarak düşünülebilir. Astronomi ile ilgilenmek isteyenlerin bu düzeyden başlaması tavsiye edilir. Bu düzeyde amatör astronomlar gökyüzünde çıplak gözle görünen cisimleri ve olayları incelerler. Bu olaylar ve cisimler şunlardır:

  • Ay ve Evreleri: Yüzyıllardır insanların ilgisini çeken Ay’ı gözlemlemek için illa bir gözlem aletine ihtiyaç yoktur. Yaklaşık 28 günde bir Dünya çevresinde bir tur atan Ay’ı ve evrelerini izlemek oldukça ilgi çeken bir gözlemdir.
  • Ay Tutulması: Ay tutulması, Güneş ile Ay’ın arasına Dünya’nın girmesiyle oluşur. Eğer Dünya’nın tam gölgesi Ay’ın üstüne düşerse tam Ay tutulması, eğer Dünya’nın yarı gölgesi Ay’ın üstüne düşerse parçalı Ay tutulması oluşur. Ay tutulması sırasında Ay dolunay evresindedir çünkü Güneş’ten aldığı tüm ışığı Dünya’ya yansıtabilecek konumdadır. Parçalı tutulmayı çıplak gözle fark edilmek oldukça zordur. Ama tam tutulma sırasında Ay ilk başta kızarır sonra da tam gölgenin içinde kaldığı sürece tamamen gökyüzünde yok olur. Tam gölgeden çıkınca da tekrar kırmızı rengini alır. Daha sonra da eski beyaz rengine kavuşur. Ay tutulması görülen her yerde aynı şekilde görülür. Yani bir ülkenin doğu tarafı da batı tarafı da aynı manzarayı görür.
  • Güneş Tutulması: Ay tutulmasının aksine araya giren Ay’dır. Ay bu sırada yeni ay evresindedir çünkü Güneş, Ay’ın arkasında yer alır. 3 çeşit tutulma vardır. Tam tutulma, parçalı tutulma ve halkalı tutulma. Tam tutulma sırasında Dünya’nın belli bölgeleri, Ay’ın yarattığı tam gölgeye girer ve o bölgelerde Ay Güneş’i tam olarak örter. Diğer bölgeler ise tutulmayı parçalı tutulma olarak izler ya da hiç izleyemez. Parçalı tutulmada Güneş’i Ay tam olarak örtemez. Bir kısmını örtebilir. Halkalı tutulmada ise Ay’ın Dünya etrafındaki elips yörüngesi ile Dünya’nın Güneş etrafındaki elips yörüngesi nedeniyle Ay bazı zamanlar Güneş’ten daha küçük görünür. Bu nedenle tam olarak önüne geçtiğinde bile Güneş tam olarak örtülmez. Görüntü bir halka biçimindedir.
    Not: Güneş, tutulma anında bile çıplak gözle izlenmemelidir. Özel tutulma gözlükleri ile tutulma izlenebilir.
  • Göktaşı Yağmurlar: Yılın belli zamanlarında Dünya, kuyrukluyıldızların veya asteroitlerin bıraktığı toz ve taş parçalarının arasından geçer. Saçılma noktaları internetten öğrenilerek meteor yağmurları izlenebilir.
  • Uydu Parlamaları: Çeşitli amaçlarla Dünya merkezli yörüngelerinde dolanan bazı uyduların antenleri uygun konuma geldiklerinde Güneş’ten aldıkları ışığı yansıtmaktadır. Dünya üzerinde oldukça parlak görülen bu parlamaları izlemek için herhangi bir alete ihtiyaç yoktur. Neredeyse her gün oluşan bu parlamaları izlemek için internet üzerinden bu siteye üye olmak yeterli.
  • Yakınlaşmalar: Dünya üzerinden bakıldığında gökyüzündeki bazı cisimler diğer cisimlere yakın görünebilir hatta bir cisim başka bir cismi örtebilir. Buradaki baş aktör Ay’dır. Ay, Dünya merkezli bir yörüngede dolandığından gökyüzündeki diğer cisimlere oranla Dünya’dan bakılınca diğer cisimlere oranla daha fazla hareket ediyormuş gibi görünür. Sitemizde sağ tarafta bulunan takvim ile istenilen tarihte bulunan yakınlaşmalar hakkında bilgi de alınabilir.

Tüm bu gözlemler için (Güneş tutulması hariç) ek bir alete ihtiyaç yok. Tüm bu olaylar çıplak gözle görülebilir. Ayrıca tutulmaların, yakınlaşmaların, meteor yağmurların tarihlerini ise sitemizden öğrenmek de mümkün.

Bunların dışında bazı meteorolojik olayları (atmosfer optiği) da gözlemleyebilmek mümkün ama astronomi konu başlığında bunlardan bahsetmek pek doğru değil.

2. Düzey: Bu düzey 1. düzeyin biraz daha gelişmişi olarak düşünülebilir. Bu düzeyde internetten bazı programlar indirilip gökyüzündeki takımyıldızlar ve onların önemli yıldızları öğrenilebilir. Programlara örnek olarak şunlar verilebilir:

  • Stellarium: İnternette ücretsiz olarak dağıtılan bu program bir çeşit gök atlası programıdır. Bulunduğunuz şehri girerek ister şu andaki zamandaki ister milattan önce 5000 yılındaki yıldızların, gezegenlerin, kuyrukluyıldızların ve gezegenlerin uyduların yerini görmek mümkün. Hatta Stellarium, son sürümlerinde eklenen bir özellikle uzaya başka cisimlerden bakılmasına da olanak sağlıyor. Fakat bu cisimler sadece Güneş Sistemi ile sınırlandırılmış durumda. Buna rağmen bu program kullanılarak gökyüzündeki tüm takımyıldızlar öğrenilebilir.
  • Celestia: İnternette ücretsiz olarak dağıtılan Celestia programı uzaya 3 boyutu getiriyor. Uzaya istenilen her yerden bakılmasına olanak sağlayan bu programda aynı zamanda video da çekilebiliyor. Bu program yardımıyla Güneş Sistemi dışındaki yıldızları, onların etrafında dönen dış gezegenleri ve yörüngelerini, yıldız sistemlerini, başka gökadaları ziyaret etmek de mümkün. Ayrıca sadece Dünya üzerinde değil başka gezegenlerdeki tutulmaları öğrenmek de çok kolay.
  • Google Earth: Gene ücretsiz bir program olan Google Earth ile bir takım yerlerde ihtiyaç olabilecek koordinat bilgilerini bulmak mümkün. Ayrıca bu program ile birlikte kullanılabilen Gökyüzü, Mars ve Ay özelliklerini de kullanarak özellikle Ay üzerindeki şekilleri öğrenmek, Apollo 11’in indiği yeri görmek mümkün.

Teleskop

Biraz daha detaylı gözlemler için bu düzeyde dürbün almak iyi olacaktır. İyi bir dürbünle bazı Messier cisimlerini görebilmek dahi mümkün. Dürbünle yapılabilecek olan gözlemler ise şöyle sıralanabilir:

  • Ay Kraterleri: Ay yüzeyinde göktaşlarının çarpmasıyla oluşmuş kraterler vardır. Özellikle Ay, yarım ay ve hilal konumundayken gölgelerin etkisiyle bu kraterler oldukça belirgin görünür. Google Earth ile birlikte öğrenilen bazı denizler ve kraterler dürbünle fark edilebilir.
  • Gezegenlerin uyduları: Jüpiter ve Satürn gibi büyük gezegenlerin uyduları iyi bir dürbünle görünür durumdadır.
  • Messier cisimleri: Hepsi olmasa bile bir kısmı dürbünle fark edilebilir durumdadır. Yerleri için Stellarium programı kullanılabilir. Bazı cisimlerin yerini bulmak oldukça zordur.

3. Düzey: En ileri düzeydir. Bu düzeyde derin uzay ve kuyrukluyıldızlar da dâhil olmak üzere çoğu gök cisminin fotoğrafları çekilip internet üzerinden yayınlanan internet sitelerine gönderilebilir. İstenirse radyo teleskopçuluğuna başlanabilir ve AAVSO gibi derneklere üye olarak NASA, ESA gibi kuruluşlara yardım edilebilir.

Görüldüğü gibi her düzeyde gözlenecek cisimler bulunmakta. Yukarıdaki yazının da yardımıyla siz de astronomi ile ilgilenebilir ve astronomiye ve kendinize katkıda bulunabilirsiniz.NOT:Mehmet Kemal Ardoğa tarafından yazıldı.  (http://gokyuzu.org )