Biruni, İslam bilgini

 

Biruni, İslam bilginiBiruni


Ebu Reyhan Muhammed bin Ahmed el-Birûnî

Türk Kökenli İslam Bilgini

(973- 1051)

Gökbilim, matematik, doğa bilimleri, coğrafyave tarihalanındaki çalışmalarıyla tanınır.

Müslüman bilim adamlarını yazmak istiyorum sizlere. Üstelik Türk… Bilim adamları denilince nedense hep aklımıza yabancılar geldiğinden arada Müslüman bilim adamları neler yapmışlar diye inceliğimizde ne kadar şaşırıp kalıyoruz.

Bir bilim adamını daha Biruni’yi anlatacağım bu defaki yazımda, yabancılar onu

Alberuniveya Aliboron olarak tanıyorlarmış.

O çok büyük bir âlim.

Düşünün Yer Çekimini hepimiz Newton tarafından keşfedildiğini biliriz. Oysa Biruni, bu konuyu ilk dile getiren, bu konuda incelemeler yapan bir bilim adamı…

Şimdilerde konu olan karaların kuzeye kaymasını 9,5 asır önce o söylemiş.

Ümit Burnundan ilk söz eden de o…

Kristof Kolomb’dan beş asır önce Amerika Kıtasından, Japonya’dan söz etmiş…

Kuzey Asya ve kuzey Avrupa’dan detaylı bilgiler vermiş.

Büyük bir ilim adamı olan Biruni Astronomi çalışmalarında 995 yılında Güneşin ve gezegenlerin eğimini saptamış. O öylesine büyük bir bilim adamımıymış ki, düşünün yaşadığı asra ‘Biruni Asrı’ denmiş. Yaşadığı dönemden asırlar sonra bile onun eserlerinden yararlanılmış. Üstelik sadece İslam âleminde değil tüm dünyada etki yaratmış.

Onunla ilgili şu yazıyı aktarıyorum.

Biruni, cebir, geometri ve coğrafya konularında o konuyla ilgili bir ayet zikretmiş, ayette bahsi geçen konunun yorumlarını yapmış, ilimle dini birleştirmiş, ilim öğrenmekteki amacının Allah’ı tanımak ve hakikati bulmak olduğunu dile getirmiştir. (alıntı)

Eserleri halen Batı bilim dünyasında kaynak eser olarak kullanılmaktaymış.

Nazan Şara Şatana  (http://blog.milliyet.com.tr/nazansarasatana )

Güneş sisteminde bir ilk

 

Yaşamın oluşmasını sağlayan elementleri içeren bir madde, galaksinin bilinmeyen bir köşesinden Güneş Sistemi’ne sürüklendi.  Bilim dünyasında eşi benzeri olmayan gelişme, galaksinin sırlarının anlaşılmasında gök bilimcilere yeni ipuçları verecek.                       Dünya’nın 332 bin kilometre üzerinde bulunan ve Güneş Sistemi’nin en uç noktalarını inceleyen IBEX (Yıldızlararası Sınır Kâşifi) uydusu, dış galaksilerden Güneş Sistemine giren ve yaşamın oluşması için temel elementleri taşıyan bir madde tespit etti.

Maddenin, yıldızlar, gezegenler ve Dünya’daki yaşamın oluşmasını sağlayan oksijen, helyum, hidrojen ve neon elementlerini içerdiği ve evrenin herhangi bir köşesinden gelmiş olabileceği belirtildi.

Maddenin içeriğini oluşturan elementlerin, süpernova patlamasıyla yok olan yıldızların galaksinin dört bir yanına saçılmış parçacıkları olduğu ifade edildi. Süpernova patlamasıyla ortaya çıkan madde, yıldızlararası rüzgârlar sayesinde Güneş Sistemi’ne kadar sürüklendi.

ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi’nin (NASA) Güneybatı Araştırma Enstitüsünden David McComas, “Güneş Sistemi’ne yabancı olan yıldızlararası bu maddenin iyi analiz edilebilmesi, galaksinin geri kalanı hakkında yeni bilgiler edinebilmemiz adına büyük önem taşıyor” dedi.

OKSİJEN NEREYE GİTTİ?
Samanyolu Galaksisi’nin bilinmeyen bir köşesinden gelen madde üzerindeki ilk analiz IBEX uydusu tarafından gerçekleştirildi. Maddenin içeriğindeki elementlerin birbirlerine oranlarını tespit eden uydu, maddenin içinde her 20 neon atomuna karşılık 74 oksijen atomu bulunduğunu tespit etti.  Normalde, Güneş Sistemi’nde her 20 neon atomuna karşılık 111 oksijen atomu bulunuyor.

Gök bilimciler, bu tespitle, Güneş Sistemi’ne kıyasla yıldızlararası boşlukta daha az oksijen bulunduğunu tespit etti. Analizler, gezegenlerin ve gezegenler üzerindeki hayatın oluşmasında çok önemli bir role sahip olan oksijen ve hidrojenin Güneş Sistemi’nde yeterince bulunduğu bir kez daha ortaya koyarken, yıldızlararası boşlukta neden oksijenin neden az bulunduğu sorusunu da doğurdu.

GÜNEŞ YER DEĞİŞTİRDİ
Bazı gök bilimciler, Güneş’in uzayda çok az oksijen bulunan bir noktada oluştuğunu, geride kalan milyonlarca yıl içinde bugünkü konumuna geldiğini öne sürüyor. Diğerleri ise yıldızlararası boşluktaki oksijenin buzul kütlelerin veya toz bulutlarının içinde hapsolmuş olabileceğini savunuyor.

NASA’nın Goddard Uzay Uçuşu Merkezi’nden Eric Christian, “Güneş Sistemi’nin dışındaki basıncın ve buradan gelen materyallerin incelenmesiyle, içinde bulunduğumuz sistemin büyüklüğünü ve şeklini daha iyi anlayabiliriz” dedi.  (ntvmsnbc Haber)