Uzayda yaşam mümkün olacak mı?

BBC Future 21 Ekim’de Dünyayı Değiştiren Fikirler Zirvesi düzenliyor.

Zirvede bilim, teknoloji ve sağlık alanındaki ilginç gelişmeler ele alınacak. Tartışılacak konular arasında insanların günün birinde Dünya dışında kurabileceği uzay kolonileri de bulunuyor.

Uzayda koloni kurma fikrini neden ciddiye almak gerekir?

Gezegenimizin nüfusu hızla artarken yaşayacak alan ve kaynaklar için rekabet sorunu bazı insanları Dünya’nın ötesine bakmaya yöneltti. SpaceX adlı uzay turizmi şirketinin girişimcisi Elon Musk, “Herhangi bir felaket halinde insanlığın varlığını korumak için birçok gezegende yaşam olanağının araştırılması gerektiğine” inanıyor.

Bu vizyon size inandırıcı gelmese de insanın keşfedilmemiş olanı keşfetme içgüdüsünü görmezlikten gelmek zor. İşte bu güdü, insanları gezegenimizin güvenli sınırlarının ötesine bakmaya yöneltiyor. Aslında bunu başarmak düşündüğümüzden daha kolay olabilir. Eski astronot Jeffrey Hoffman’a göre Güneş Sistemi’nde yakın birkaç yere gidebilme hayali kurmamızı sağlayacak teknolojiye sahibiz. “Ay az ötemizde, Mars ise hiç de uzak değil. Bu yolculukların yapılmasını sağlayacak bazı adımların birkaç yıla kadar atıldığını görmek mümkün,” diyor Hoffman.

Uzay kolonisi nasıl olacak?

Bu konuda ilk fikri 1920’lerde Avustruya-Macaristanlı ilk roket tasarımcısı Herman Potoçnik ortaya attı. Potoçnik’in hayal ettiği şey, UFO benzeri dairemsi bir uzay aracıydı. Bu araç yapay yerçekimi yaratmak için dönüyor, enerji ihtiyacı içinse güneş ışınlarını odaklayacak içbükey bir ayna kullanıyordu. Bu fikir ne kadar inanılmaz gelse de yıllarca etkisini yitirmedi. 1970’lerde Princeton Üniversitesi fizikçisi Gerard O’Neill ile daha sonra dünyanın en eski uzay topluluğu olan İngiltere Gezegenlerarası Dernek (British Interplanetary Society) bu fikre sahip çıktı. Uçan uzay kolonileri fikrini bir kenara itmeden önce şunu belirtmekte yarar var: BIS, insanoğlu Ay’a ayak basmadan 30 yıl öncesinde bu yolculuğu öngörmüştü.

Mars’ta ya da başka bir gezegende yaşam mümkün mü?

Diğer uzmanlar ise uzay araçlarıyla uzay boşluğunda koloniler kurmak yerine, bir gezegende ya da Ay’da insanın yaşamını sürdürmesi için gerekli unsurları içeren yapay bir “biyosfer” yaratarak yaşam alanı oluşturma fikrini daha akla yatkın buluyor. Bu konuda ilgi odağı Mars oldu ve 2025’e kadar orada yeni bir medeniyet yaratılmasını hedefleyenler var. Hollandalıların 2012’de başlattığı Mars One projesine 200 bin başvuru yapıldı. Bunlar arasından seçilen 40 kişiye eğitim verilerek realite şov programlarına hazırlanıyor ve bu şekilde projeye gelir sağlanmaya çalışılıyor. Elbette bu projeye karşı çıkanlar da var; fakat uzayda koloni kurulması fikrine yönelik ilgiyi göstermesi bakımından önemli.

Dev bir Mars Koloni Taşıtı ile Kızıl Gezegen’e insan taşımanın SpaceX yöneticisi Musk’ın da hedefleri arasında olduğu söyleniyor. Musk bunun sadece bir başlangıç olacağına, “Mars’ta koloni kurulduktan sonra bunun tüm Güneş Sistemi’ne de yayılabileceğine” inanıyor. Musk, hızlı uzay araçlarının yapılması halinde Jüpiter’in aylarında, hatta göktaşlarında bile koloni kurulabileceğini ifade ediyor.

Uzaya nasıl gidilecek? Uzayda yaşam nasıl mümkün olacak?

Uluslararası Uzay İstasyonu’nda yaşam, uzay kolonilerinde karşılaşılacak sorunlara dair fikir veriyor. İstasyondaki altı kişiye su taşıma gideri yılda 2 milyar doları buluyor. Gıda ve oksijen tedariki masrafları da cabası. Bu nedenle, uzay kolonisinin kendi kendine yeterli hale getirilmesi adıl ideal olanı.

Bir de insan vücudunun maruz kalacağı sorunlar var: Yerçekimi azlığı kemik ve kaslarda zayıflığa ve kafada basınç birikimine neden oluyor; bu ise geçici ve kalıcı göz sorunlarına yol açıyor. Uzaydaki radyasyon katarakta yol açabileceği gibi kanser riskini de arttırıyor. Öte yandan uyku sorunları ve yalnızlık ruh sağlığını olumsuz etkiliyor. Uzay kolonilerinde bu tür sorunların çözülmüş olması gerekiyor.

Kapalı bir mekânda sosyal ilişkilerin nasıl etkileneceği sorunu da var elbette. Moskova’da Mars500 projesi kapsamında yapılan deneylerde altı kişi 520 gün süreyle 80 metrekarelik bir alanda yaşamak zorunda bırakıldığında birçoğunda uyku, algı ve depresyon sorunlarının ortaya çıktığı gözlendi.

İzole olmuş insanların nasıl yönetileceğine, bu yeni toplumlarda çatışmaların nasıl önleneceğine dair siyasi sorunlar da cevap bekliyor. Bazı bilim insanları ve felsefeciler gelecekte ortaya çıkması muhtemel bu medeniyetler için bir “haklar bildirgesi” hazırlamaya girişti bile.

Diyelim ki başardık; uzayda doğan ve yaşayan insanlar bizlerden farklı mı olacak?

İnsanların uzayda üreme yeteneğine sahip olacağını varsayarsak, ki astronotların karşılaştığı sorunları düşündüğümüzde bunun kesinliği söz konusu değil, bu izole kolonilerin kendine özgü kültürleri olacaktır. Bunlar belki kendi dillerini geliştirecek, hatta yeni fiziksel özelliklere bile sahip olabilecekler.

Portland Üniversitesi’nden Cameron Smith’e göre, 2000 kişilik bir uzay kolonisi 300 yıl içinde bizden farklı bir görünüme sahip olacak, farklı davranış biçimleri geliştirecektir; farklı saç yapısı, farklı bir deri, düşük yerçekimine uygun ve manevra yeteneği daha yüksek bir vücut şekli vb. gibi.

Hatta Smith, bu yeni kolonilerin genetik mühendislik yoluyla yeni organlar bile tasarlayabileceklerine inanıyor; örneğin kozmik ışınlardan korunmak amaçlı organlar, ya da karbondioksitten oksijen sağlamayı kolaylaştırıcı solungaçlar gibi. Böylece Marslılar yapay biyosferden çıkıp yeni evlerine tam olarak yerleşmiş olacaklar.

Bu makalenin İngilizce aslını BBC Future’da okuyabilirsiniz.


NASA, Halloween kabağına benzeyen Güneş’in fotoğrafını yayınladı

NASA, Halloween kabağına benzeyen Güneş’in fotoğrafını yayınladı

Photo © : RIA Novosti “

Amerikan Uzay ve Havacılık Dairesi NASA, internet sitesinde, Cadılar Bayramı olarak bilinen Halloween’in simgesi kabak gibi görünen Güneş’in fotoğrafını yayınladı.

Sosyal paylaşım sitesi Twitter kullanıcıları, benzerliği doğrulayarak aktif bir şekilde fotoğrafı retweet etmeye başladı.

RIA Novosti

NASA uzmanları, böyle bir görüntü elde etmek için Güneş’in farklı dalga boylarında yapılan birkaç fotoğrafını birleştirdi.

Mars’a ulaşımı sağlayacak uzay asansörü

Mars’a ulaşımı sağlayacak uzay asansörü

Photo © :  aspekty.net

Rus bilimciler uzay asarsörü geliştirmek girişiminde bulundu. Uzay asansörü geliştirilince tüm dünya uzmanlarını ilgilendiren çok önemli bir sorunun çözüm yolunun açılacağı umulmaktadır.

İnsanın Marstan Yere dönmesi,söz konusu sorundur.

Kimileri, insanlı uzay aracının Mars’a ilk uçuşunun daha 2018-de yapılacağını söyliyor. Ama Mars’a gitmek kafi değil, Mars’tan Yere dönmek te gerek. Füze ile bunun gerçekleştirilmesi çok masraflı ve zor olur. Çünkü birkaç saniye içinde yanacak yüzlence ton yakıtın Mars’a ulaştırılması gerekecek.Uzay asansörü geliştirme projesi Mars ile uydusu Fobos arasında halatın çekilmesini öngörüyor. Böylece iki gezegeni bir birine bağlayan bir çeşit teleferik meydana getirilecek. Uzay asansörü geliştirmek fikri yeni hiç te değil . Uzay araştırmalarında öncü olan Rus bilimci Konstantin Tsiolkovskiy daha 19. Yüzyılın sonlarında uzay asansörü yapmak fikri öne sürdü.Sonradan Rus bilimciler Aleksandr Bagrov ve Vladislav Leonov araştırmalar yapmakla bu fikri geliştirdi.

Bunlar ilk önce insan ve yükleri Ay’a ulaştıracak uzay asansörü meyadara getirmek projesi geliştirdi. Bu projeye göre,geçegenimizle Ay arasında halatın çekilmesi gerekir. 400 bin kilometrelik nanoborulardan oluşan halatın bir ucu Ay’da tesbit edilecek.Diğeri Dünya yüzeyinin 50 kilometresinde bulunacak. Böylece asansöz kabini stratosferde kalarak rüzgardan etkilenmeyecek. Yükler asansöre uçaklarla ulaştırılacak. Manyetik levitasyon asansör kabininin hareket etmesini sağlayacak.

Kütlesi Ay’ın kütlesinden milyonlarca misli az olan Fobos’un bir yanı daima Mars’a dönüktür. Bunun için uzay asansörü halatının bir ucu, Fobos’un Mars’a dönük kesiminde tesbit edilebilir,diğeri Mars’ın yüzeyine indirilebilir. Ama Fobos saniyede 2 kilometre hızıyla Mars’ın çevresinde döndüğü için asansörün halatı böyle hızla Mars’ın . çevresinde hareket edecek. Bunun için uzay aracının Mars’tan Fobos’a ulaştırılması için asansörü yakalayıp tutmak gerekecek.

Bilimciler bu amaçla uçak gemilerindekine benzer bir sistem yapmak önerisinde bulunuyor. Mars düzeyinde halat ilmiği, asansörün alt kesiminde de kanca olacak. Fobos hareket ederken kanca halat ilmiğinin içine girmekle bunu ve uzay aracını kapmakla tutacak. Uzay aracı manyetik levitasyonun etkisiyle hızını alacak ve gereken noktada asansörden ayrılıp Yere hareket edecek.

Ancak günümüzde kimse Mars’a gitmiyor. Bagrov ve Leonov ‘un kanısına göre uzay asansörü Gezegenimizi radyoaktif çöpten arındırmak için kullanılabilecek. Radyoaktif çöp uzay asansörüyle Güneşe ulaştırılarak gerek Güneşe gerekse Gezegenimize zarar vermeden yanacak.

“Ekzomars” projesi ivme kazanıyor

“Ekzomars” projesi ivme kazanıyor

Bilim adamları, Rus-Avrupa “EkzoMars” projesinin hazırlık çalışmalarında ilerlemiş oldular. Proje, 2016 ile 2018 yıllarında Mars’a doğru araştırma komplekslerinin gönderilmesini öngörüyor.

Birine 2019’da Avrupa ATV’li Rus bilimsel platformunun iniş yapması gerekecek gezegende 4 potansyel yer belirlenmiş oldu.

Seçilen noktalar gezegenin ekvatoru yakınında, kurumuş çayların killi yatakları ile engemeli ovada bulunuyor. Gerek jeoloji, gerekse mikroorganizmaların aranması açısından bu son derece ilgiçekici bir bölge. Eskiden buranın daha sıcak ve nemli olması yüzünden, ilkel yaşamın meydana gelmesi daha olasıdır. Mars cihazı bu hayatın arayış çalışmalarına katılacak. Bir bütün olarak projeye gelince, Uzay Araştırmaları Enstitüsü (UAE) müdürü Lev Zelönıy şunları anlattı.

“EkzoMars” projesi 2016 ve 2018 yılları olmak üzere iki aşamadan oluşuyor. Birinci aşamada Rusya’nın katılması “Proton” füzesi ve Avrupa “ESG Orbiter Trace” yörünge aygıtının içeriğini sevketmekten oluşuyor. Aygıt, Mars’ın atmosferinde gazların izlerini araştıracak. Herkesi metanın dağıtımı ilgilendiriyor.

Mars’a metan nerden gelmiş? Bu büyük bir sır. Sözü edilen gaz güneşin ültravyole ışınımlarının etkisi altında dağılıyor. Bu demektir ki, metan sürekli olarak bir yerden geliyor. Onun olası kaynakları arasında gezegende faaliyette bulunan volkanların olmamasına rağmen ya volkanlar, ya da bakteriler. Bu demektir ki bakteriler şimdiden gezegende yaşıyor. Aygıtlar bunu tespit etmeye yardım edecek.

İlk “Proton” ile birlikte Avrupa iniş modülü de uçuş yapacak. Onun başlıca amacı, Avrupa Uzay Ajansı (AUA) için Mars atmosferine giriş, alçalma ve iniş ile ilgili yeni teknolojileri mükemmelleştirmek. Lev Zelönıy 2018 start yapacak misyon aşamasının daha yoğun olacağını bildiriyor.

Yine Rusya “Proton” füzesini sağlayacak, ayrıca Mars yüzeyine “Paster” adlı Mars aygıtını götürecek iniş platformunu ulaştıracak. “Paster” Mars aygıtı, AUA tarafından yapılarak toprakta 2 metre derinliğe ulaşabilecek sondaj tesisini içeriyor. Rusya aygıtı ulaştırmaktan başka bilimsel programına da katılacak. Karmaşık roveri titizlikle gezegene indirdikten sonra, biz Rus programı gereğince çalışmasını sürdüreceğiz.

AUA tarafından sağlanacak avadanlık dışında aygıtta, yüzeyin mineraloji analizini gerçekleştirecek ve su buzunun arayışıyla uğracacak Rus cihazları kurulacak. Sözü edilen bilgiler de dolaylı olarak varsayımsal mikroorganizmalar için daha olumlu yerleri tespit edecek. Platforma gelince, üzerinde toprağı emme sistemi de içinde gezegenin yüzeyinde çevreyi inceliyecek geniş bilimsel kompleks kurulacak.

Aralık ayında “EkzoMars” ile doğrudan ilişkisi olan olay yer alacak. AUA’ya üye olan ülkelerin oturumu düzenlenecek. Oturumda Avrupalıların aygıtlarını kuramayacakları ek ödeneklerin ayrılması hakkında kararların alınması öngörülüyor. Söz konusu milyonlarca Auro. Gözlemcilerin tahminlerine göre, karar olumlu olacak: söz konusu bu kadar önemli uzay projesi iken, devletlerarası ilişkilerdeki karmaşıklıklar bırakılmalıdır.
Kaynak: http://turkish.ruvr.ru/2014_10_06/Ekzomars-projesi-ivme/

Rusya geniş kapsamlı Uluslararası İklim Sözleşmesinin imzalanmasından yanadır

Rusya geniş kapsamlı Uluslararası İklim Sözleşmesinin imzalanmasından yanadır

Rusya yeni Uluslararası iklim değişikliği Sözleşmesinin çabuk olarak hazırlanmasından yanadır.

Rusya Devletbaşkanlığı İdaresi başkanı Sergey İvanov, Çin’in Guyan kentinde yapılan Uluslararası Ekoloji Forumunda konuşurken insanlık, bir yandan topluma refah sağlayacak, öbür yandan da doğaya fazladan baskıdan koruyacak yeni bir gelişme modeline muhtaçtır,dedi.

180’i aşkın ülke tarafından imzalanan Birleşmiş Milletleri İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 20 yıl önce yürürlüğe girmiştir. Fakat dünyada ekolojik durum iyileşmiyor. Vakti ile çok önemli bir belge olarak değerlendirilen Kyoto Protokolünün bugün tamamen eskimiş olduğu açıktır. Bu belgede vakti ile endüstrisi doğaya başlıca zarar veren yalnız sanayileşmiş ülkelerin sera gazları salınımını azaltmaları isteniyordu. Bugün ise atmosferi en çok kirleten, sanayileşmiş ülkeler değil, gelişme halindeki ülkelerdir. Bu bağlamda ekoloji konulu istemlerin gözden geçirilmesi ve İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesine daha adil ve geniş kapsamlı karakter kazandırılması gereği oluştu. İlgili çalışmalar birkaç yıldır sürdürülüyor. Dünya Yaban Doğası Fonu İklim programı yöneticisi Aleksey Kokorin tüm güçlüklere rağmen Sözleşmenin hazırlanacağı ve tüm ülkeler tarafından onaylanacağı kanısını belirterek şunu söyledi:

Varılan mutabakata göre Sözleşme, tüm ülkeler için üniversel karakter taşıyacak. Kyoto Protokolüne uygun olarak yalnız gelişmiş ülkeler sera gazları salınımını azaltmayı üzerine almıştı.. Yeni Sözleşmeye göre tüm ülkeler “aidat” olarak adlandırılacak yükümlülükleri üzerlerine alacaklar. Her ülke kendi yükümlülüklerini bizzat belirleyerek bunları diğer ülkeler ile koordine edecek. Sözü geçen yükümlülükler kabul edilecek ve zaman zaman gözden geçirilecek. Bundan başka yükümlülüklerin yerine getirilmesi üzerinde uluslararası düzeyde zorunlu monitoring uygulanacak.

Söz konusu yalnız belirli süre için sera gazları salınımını azaltma yükümlülüğü değildir. İklim değişikliliği karşısında bilhassa zor duruma düşen ülkelere finansal yardım yapılması gerekeek. Kim kime ne kadar para verecek? Bu sorunlar eskisi gibi başlıca engel olarak kalıyor. Dünya Yaban Doğası Fonunun Rusya temsilcisi Aleksey Kokorin bu hususta şunları söyledi:

Birleşmiş Milletlere üye ülkeler arasında formel olarak Birleşmiş Milletlerde ve İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesinde gelişme halindeki ülkeler olarak sayılan, gerçekte ise çoktan gelişmiş ülkelere dönüşen oldukça büyük sayıda ülkeler var. Bu, Singapur,Suudi Arabistan, Küveyt, Güney Kore ve bazı diğer ülkelerdir. Güney Kore hariç sözü geçen ülkeler eski statüsünü korumak ve yarı zorunlu yükümlülüklere sahip olmak istiyorlar. Fakat bu, saçma bir şey olacak.Suudi Arabistan’ın, Bangladeş veya Burkina-Faso ile aynı yükümlülükleri olabilir mi? Bunun için bazı ülkelerin direnişini yenmek gerekecek.

Fikir ayrılığının giderilmesi için birbuçuk yıl kadar süre var.Görüşmeler takvimi çok yüklüdür. Bu yılın Eylül ayında Nev-York’ta Birleşmiş Milletler Genel Sekreterinin girişimi üzerine İklim değişikliği Zirvesi düzenlenecek. İlgili çalışmalar Ekim ayında Almanya’nın Bonn kentinde ve Aralık ayında Peru’nun Lima kentinde yapılacak Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesine katılan ülkelerin katılımı ile düzenlenecek konferansta sürdürülecek.

Ekoloji ile ilgili tüm yükümlülüklerini, bu arada Kyoto Protokolü ile ilgili yükümlülüklerini noktası noktasına yerine getiren Rusya, Kyoto protokolünün yerini alacak ve tüm ülkelerin iklim ile ilgili sorumluluğunu belirleyecek geniş kapsamlı Uluslararası İklim Değişikliği Sözleşmesinin Paris’te 2015 yılının sonlarında imzalanacağını umıyor.

Bilim adamları uzayda Güneş’in kızkardeşini buldular

Bilim adamları uzayda Güneş’in kızkardeşini buldular

Rusya, ABD ve Avustralya’dan bilim adamları grubu tarafından tahminen güneş ile aynı gaz-toz bulutundan oluşan yıldız bulundu.

Astronomların kanısınca Güneş’in “kızkardeşinin” çevresinde dünya ve güneş sistemine dahil diğer gezegenlere benzer gezegenlerin bulunduğu tanmin edilebilir. Yeni bulunan yıldız ve çevresi konulu incelemeler Güneş sistemine benzer sistemlerin oluşum mekanizması hakkında daha net bilgiler elde etmek olanağını verecek.

Rusyalı ve Batılı uzmanların katımlımı ile sürdürülen incelemeler iki global soruya cevap bulunmasına yardım edebilir. Uzayın neresinde dünyadışı yaşamın varolduğuna ilişkin kanıtlar bulunabilir? Güneş sistemi nasıl oluşmuştur? Şimdilik yalnız “Evrenin neresinde Güneşin akrabaları var?” sorusuna cevap bulundu. Bir grup bilim adamları Güneş’in kızkardeşini buldulan. Anlaşılan bu yıldız Güneş ile aynı gaz-toz bulutlarından oluşmuş. HD 162826 yıldızı Güneş’ten 110 ışık yılı ötesinde Herkül takımyıldızında bulunuyor. Bu yıldız Güneş’ten %15 oranında daha büyüktür. Bilim adamları tarafından ABD’de “The Astrophysical Journal” dergisinde yayınlanacak konu ile ilgili yazı hazırlandı.

Söz konusu yıldız çıplak gözle görülmez. Dürbün vasıtası ile iyi görülen yıldız, Vega yıldızı yakınında bulunuyor. Bilim adamları, HD 162826 yıldızı yakınında dünya gibi gezegenlere benzer küçük uyduların bulunduğuna ihtimal veriyorlar. Fakat aralarında Jüpiter gibi dev gezegenler bulunmıyor, her halde.

“Güneş’in kızkardeşi”ni bulmak için astronomlar 30 yıldızın ışınımının tayflarını ve yörünge hareketinin özelliklerini incelediler.

Bilim adamlarının kanısınca bu incelemeler Güneş sisteminin ve buna benzer diğer sistemlerin nasıl oluştuğunu anlamada yardımcı olacak. Bundan başka uzayın dünyadışı yaşamın var olduğuna ihtimal verilebildiği yerlerini saptamak daha kolay olacak. Planlandığına göre gelecekte Güneş’in “kız kardeşlerinin” yörünge parametreleri incelenecek ve bu yıldızların zaman geçtikçe evrimleşmesi süreci modellenecek. Bu sayede Samanyolunda bu yıldızların oluştuğu yeri saptamak mümkün olacak.
Kaynak: http://turkish.ruvr.ru/news/2014_05_17/Bilim-adamlari-uzayda-Gunesin/

Güneş Patlaması-Güney ışıkları

Resim açıklaması: bir rekor ayarı güneş patlaması Dünya’ya doğru yüklü parçacıkların bir duş gönderilen sekiz gün sonra bu Aurora Australis (Güney Işıklar), bir animasyon. Dünya’dan, bu parlayan halka gece gökyüzünde parıldayan bir ışık perdesi olarak görünür. NASA GÖRÜNTÜ uydu nezaket tarafından çekilen fotoğraflar NASA Uzay Yeri .

 

Yeni bir supernova yıldız keşfedildi…

Yeni bir supernova yıldız keşfedildi

Astronomi ders kitaplarının yenibaştan yazılması gerekmesi, pek muhtemeldir. Enternasyonal ekip üyeleri olan Rus bilimciler beyaz cücelerin eylemsiz,atıl soğuk yıldızlar olduğu kanısını çürüttü.

Beyaz cücelerin diğer yıldızlarla ihtilaf haline gelince patlayabildikleri ortaya çıktı. Bu yılın başlarında astronotlar tarafından bulunmuş yeni yıldız beyaz cücenin patlaması sonucunda oluştu. Bilimciler kökeni konusunda tartışmalarda bulundu. Ancak bu konuda kesin bir kanıya varamadı.

Londra Ünivesite Koleji öğrencileri tarafından bulunmuş SN 20143J yıldızı çok konuşulan bir buluş oldu. Bulunmasına dair haberler uzun zaman içinde gazetelerin sayfalarından yeraldı. Bilimciler astronomi teorilerinden bazılarını yeniden gözden geçirmek zorunda kaldı.

Önceden sayıldığına göre, Güneş benzeri yıldızlar yakıtı tükenince çekirdeği içe doğru çökülüp ve soğumaya başlar. Bu süreç sonucunda oluşan beyaz cücelerin kendi kendiliğinden patlayamayan en atıl yıldızlar olduğu sayılıylordu. Ama bazı araştırmaların gösterdiği gibi, içe doğru çökülmüş yıldızlar diğerleriyle etkileşimi sonucunda patlayabilir. Moskova’nın birkaç bilim merkezinde,bu arada Rusya Bilimler Akademisi Astronomi Enstitüsü görevlileri olan Rus bilimciler, Maks Plank Astrofizik Enstitüsü görevlileri olan Avrupalı bilimcilerle birlikte araştırmalar yaparak, beyaz cücelerin patlayabildiklerini ispatladı .

Supernova yıldızların oluşumuna beyaz cücelerin bir ilişiği olduğunu doğrulayacak kanıtlar yeteri kadar cok değildi. Projeye katılan Rusya Bilimler Akademisi Astronomi Enstitüsü görevlisi Nikolay Çugay’ın sözlerine göre, termonükleer patlama sırasında radyoaktif çekirdeklerin oluşumu bunu gösteren çürütülemez bir kanıt olur. Teoriye göre,beyaz cüce içindeki oksijenle karbonun patlama sırasında birleşmesi sonucunda raryoaktif nikel oluşmalı . Araştırmalar sırasında asıl radyoaktif nikelin varlığı tesbit edildi.

Belli ki, radyoaktif nikel çabuk parçalanmalı ve radyoaktif kobalt meydana gelmeli. Radyoaktif kobaltın bir zaman içinde parcalanması sonucunda demir oluşmalı. Bilimciler tüm bu dönüşümlerin izlerini kaydetti. Buna göre, SN 2014J yıldızının oluşması, kitleri güneş kitlesinin 1,44-ine çıkınca beyaz cücenin ternonükleer patlamasınin bir sonucudur. Buna Çandrasekar olayı denir. Bu olay beyaz cücenin, yapısının istikrarsız olması sonucunda patlamasına yolaçıyor.

Şimdi bilimcilerin beyaz cüce kitlesinin kritik derecede nasıl arttığını anlamaları lazım. Astronomların kanısına göre,beyaz cücelerin yakınındaki yıldızlardan maddeyi elde etmesi olasıdrır. Böyle etkileşimi supernovaların oluşmasına yolaçabilir.

Mars keşif robotları Polonya’da yarıştı

Mars keşif robotları Polonya’da yarıştı

Live Science tarafından geçilen haberde, Mars gezegeninin coğrafi yapısı örnek alınarak Polonya’da hazırlanmış olan özel bir pistte organize edilen Avrupa Mars keşif robotları yarışmasının geçtiğimiz hafta sonu başarı ile gerçekleştirildiği belirtildi.

Dünya’nın dört bir yanından gelen katılımcılar, öncelikli olarak konumlandırma ve örnek toplama alanlarında marifetlerini gösteren robotlarını görücüye çıkardı.

Temel amacı Dünya’nın tüm ülkelerinde eğitim gören öğrencilerin gelecekte Mars’a yapılacak insanlı seferlerde kullanılacak uzay teknolojilerinin geliştirilmesi süreçlerine iştirak etmesi ve deneyim kazanması olan yarışmanın organizatörü olan Polonya Mars Topluluğu isimli kuruluşun başkanı Lukasz Wilczynski, konuya ilişkin olarak yaptığı açıklamada, ‘‘Şu an Mars’ta sadece su ve organik hayata dair izler arayan robotlar görev yapmakta. Mars’a ilk ayak basacak insanlar olan Marsonotların ise yardımcı köpeklere benzer daha farklı robotlara ihtiyacı olacak’’ şeklinde konuştu.

Yarışmada boy gösteren tüm Mars keşif robotları zeminin yüzeyinden ve derinliklerinden kayaç örnekleri toplama, kamera yardımı olmadan verilen 3 ayrı koordinata ulaşma, arıza yapan bir reaktör modülünü onarma, depodan alınan yedek parçaları arıza yapan robotların tamir edildiği bölgeye götürme ve düzenlenen tören geçidine katılma gibi 5 ayrı kategoride yarıştı.

Robotların imalatı için yapılacak olan masrafların 15 bin dolar ile sınırlandırıldığı yarışmaya iştirak eden ekipler, söz konusu finansal kaynağı da kendi imkanları ile temin ettiler.

Avustralya, Bangladeş, İngiltere, Mısır, Hindistan, Kanada, Kolombiya, Polonya ve ABD’den gelen 24 ekibin katılımı ile 7 Eylül’de gerçekleştirilen bu yılki yarışmanın galibi ise Wroclaw Teknoloji Üniversitesi’nin tasarımı olan Scorpio isimli keşif robotu oldu.

Hubble teleskobu Neptün’ün bir uydusunu daha keşfetti

Amerikan Uzay ve Havacılık Dairesi NASA, Hubble uzay teleskobunun Neptün gezegeni yörüngesinde yeni bir ay keşfettiğini doğruladı.

S/2004 N1 adı verilen ay, dev gezegenin bilinen 14. uydusu oldu.

20 km çapı ile Neptün sisteminin bu en küçük uydusu, gezegen etrafında bir turunu 23 saatte tamamlıyor.

Amerikan astronot Mark Showalter, yeni uyduyu Neptün etrafındaki halkaları incelerken keşfetti.

NASA bu uydunun çıplak gözle görülebilen en soluk yıldızdan neredeyse 100 milyon kez daha karanlık olduğunu açıkladı.

Yeni uydu öyle küçük ki Voyager uzay aracı 1989’da Neptün yakınlarından geçip bu gezegenin aylarını ve halkalarını incelerken onu gözden kaçırmış.

Astronot Showalter’in yeni uyduyu keşfi, Neptün’ün 2004-2009 yılları arasında Hubble’dan çekilen 150’den fazla fotoğrafını incelerken her fotoğrafta beyaz bir benek tespit etmesiyle ortaya çıkmış.

Showalter, “Uydular ve kavisler çok hızlı hareket ederken ayrıntıları görebilmek için onların hareketini takip edebilecek bir yöntem geliştirmek gerekti. Tıpkı koşan bir atleti görüntüleyen fotoğrafçı gibi; atlet odak noktasında kalır, arka plan bulanıktır.” dedi. Kaynak:http://www.bbc.co.uk/turkce/haberler/2013/07/130716_neptun_ay.shtml